Büyük kentlerde yaşadığımız sorunların temeli aslında köylere dayanıyor.
Gecekondulaşmadan bahsetmeye bile gerek yok artık.
Sorun çözüldüğü için değil, kangren haline geldiği için…
Kentler hala Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan yasalarla yönetilmeye çalışılıyor.
Örnek; 1924 yılında çıkarılan Köy Kanunu, 1944 tarihli ‘Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanun’
Her iki yasa da yürürlüğe girdiği tarihte ileri bir yönetim biçimi. Adeta bir devrim…
Hele Köy Kanunu neredeyse Cumhuriyetle yaşıt.
Zaman zaman her iki yasada da değişiklik yapılmış ama artık bu modelle kent yönetmek mümkün değil.
xxx
Muhtarlardan söz ediyoruz.
Bu yasalarla mahalle yönetiminde görevlerin çoğunluğu tek başına muhtara verilmiş.
‘İhtiyar heyeti’ de var ama görevleri istisnai durum.
Muhtarlar ki, seçimle işbaşına geliyor, ancak bir siyasi parti tarafından aday gösterilmesi yasak.
Aynen Cumhurbaşkanı gibi…
Görevlerine bakarsanız ciddi bir ‘kamu görevi’ yükleniyor. Ama giderek işlevsiz hale gelen misyonu ise demokrasinin geldiği durumu gösteriyor.
Mahallelerde muhtar ve ihtiyar heyeti seçimle oluşmasına karşın, köyde olduğu gibi tüzel kişiliğe sahip değil. Kendilerine özgü bütçeleri de yok. Bu nedenle de muhtar, gerekli yerlerde mahalleyi temsil edemiyor. Mahalle adına dava açma yetkisi bile yok.
xxx
Bu eskiyen model nedeniyle şehirlerde muhtar deyince aklımıza önce ikametgah ilmuhaberi, nüfus cüzdanı örneği geliyor.
Çoğumuz mahallemizin muhtarının adını bile bilmiyoruz.
Sadece devletin istediği belgeleri para karşılığı onaylamakla görevli görmeyip, sorunlara çözüm için belediyelerin, kaymakamların, valilerin kapıları aşındıran idealist muhtarlar yok değil. Ama sayıları yok denecek kadar az.
xxx
Muhtarlık işlevsiz bir kurum haline gelince mahallelerde özellikle vatandaşlar örgütlenerek seslerini duyurmaya çalışıyor.
Çiğdemim, Kavaklıderem, Çayyolu Platformu, Çaba (Çayyolu Bölgesi Ağaçlandırma) Çakder (Çukurambar ve Kızılırmak Mahalleleri), Bahçelievler, Başkent’te sesleri güçlü çıkan semt derneklerinden. Sanıyoruz bu anlamda çalışan başka mahalle derneği de yok.
xxx
Çiğdem Mahallesi’nde kurulan Çiğdemim Derneği’nden Fatih Aksoy ile Cemil Turan da “demokrasi semtlere kadar nasıl indirilebilir” diyerek bir çalışma yapmışlar.
İşlevsizleşen muhtar ve ihtiyar heyetlerini demokrasinin hücresi haline getirecek; muhtarı, oturduğu semtin çalışan, kurumsal bir mekanizmasının önderi haline getirecek bir model öneriyorlar.
Sistem, İhtiyar Heyetlerinin Semt Meclislerine dönüştürülmesine dayanıyor.
***
85 yıl önce çıkarılan yasayla köylerden kalma bir model olan muhtar-ihtiyar heyeti, kentlileşmiş genç bir toplumda artık eski ve köhne kalıyor.
Yetki, sorumluluk ve bütçe verilen bu modelde mahalledeki apartman ve site yöneticileri, dernekler, okullar, işyerleri, kurum temsilcileri, gençlik ve kadın temsilcilerinden oluşan, binaları olan semt meclislerinin kurulması öneriliyor.
Herkesin, her kurumun yabancılaştığı, ‘neme lazımcılığın’ ön plana çıktığı bir ortamda belki de eski mahalle sıcaklığını geri getirebilecek sorunlara tabanda çözüm bulunabilecek bir yöntem.
Yabana atılmayacak, üzerinde düşünülmesi gereken bir model.
13 Şubat 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder