Sevgili herkes;
Malum, hepimizin hafızaları çok önemli konularla
meşgul olduğu için bazı şeyleri çabuk unutuyoruz.
Bundan 10 küsur yıl önce, yani bunlar iktidara yeni
geldiğinde, yani eski çağ kapanıp yeni çağ açıldığında yolsuzlukları ortaya
çıkarmak için Meclis’te bir komisyon kurmuşlardı. Eski iktidarlar devleti,
milleti soyup soğana çevirmiş, onlar da hesap sormak için gelmişlerdi.
Araştırma Komisyonu günlerce çalışıp raporunu
hazırladığında hiç hesaplamadıkları bir şey oldu. Komisyonun raporundaki, “yolsuzluk dini olmaktan çok laik ahlakla
ilişkili bir sorun olarak görülmektedir'' cümlesi ortalığı karıştırdı.
(Hadi tevazuyu bir yana bırakalım. O dönem çalıştığım, insanların ‘ben’ değil,
biz diyebildikleri ANKA Ajansı haberi patlatmıştı)
Tepkiler üzerine iktidar sözcüleri suçu TÜSİAD’ın
üzerine atmaya çalıştı. Çünkü o bölüm TÜSİAD’ın yaptırdığı bir araştırmadan
alınmıştı, ama küçük değişikliklerle. TÜSİAD’ın raporunda din büyüklerinin
yolsuzluğa karşı çıkmasının, en etkin önlemler sıralamasında son sırada yer
aldığı belirtiliyor ve ‘‘Din büyüklerinin yolsuzluğa karşı tutum almasına
görece düşük bir etkililik düzeyi atfedilmesi de yolsuzluğun geniş çoğunluk
tarafından dinsel değil, laik ahlak sorunu olarak algılandığını
düşündürmektedir'' deniliyordu.
İşin ilginç yanı, şimdi CHP Genel Başkanı olan Kemal
Kılıçdaroğlu’nun da bulunduğu komisyonun CHP’li üyeleri bu sorunlu saptırmayı hiç
görmemiş ve muhalefet şerhi yazmamıştı.
Neyse uzatmayalım, tepki fazla olunca, şimdi sesi pek çıkmayan, eski Cumhurbaşkanı,
o dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, “Yolsuzluğu
herkes yapar, yalnızca açıklık ve şeffaflık önler” açıklaması yapmak zorunda
kaldı.
Aslında niyet açıktı. Büyük çoğunluğunu mütedeyyin
vatandaşların oluşturduğu seçmen kitlesi, “yoksulluk, yasaklar ve yolsuzlukla
mücadele” sözü veren abdesti namazı yerinde dini bütün siyasetçilerin, en
azından öbür dünyada hesap vermekten korkacağı için çalıp çırpmayacağına inandırılmak
isteniyordu.
Şimdi gelinen noktada “Ahlak nedir, laik ahlak
nedir? Ahlak mı, etik mi, vicdan mı” tartışmaları fazlaca anlamsız kalıyor.
Bırakalım, Yüce Divan oylamasında gelmeyen, evet ya
da çekimser ve geçersiz oy veren az sayıdaki iktidar milletvekillerinin ‘vicdan’ını;,Hatırlayalım,
ne diyordu İstanbul Milletvekili Metin Külünk:
“Allah insana
günah işleme özgürlüğü vermiştir. Günah işleyip tövbe edecek kul yarattım diyor
Allah. Siz insanların günah işleme özgürlüğüne müdahale ediyorsunuz. İnsanların
eksiklikleri üzerinden bunu siyasi
darbe girişimi olarak kullanmaya kalktığınızda aslında Allah’ın hududuna
müdahale ediyorsunuz.”
Meclis’teki oylamaya bu açıdan baktığımızda “günah işleme özgürlüğü” garanti altına
alındı.
Kollayın kendinizi…




