4 Kasım 2012 Pazar
ÖZGÜR AYRILIK
Ankara öyle kolay veda edilebilecek;
Arkana bile dönüp bakmadan çekip gidilebilecek bir kent midir?
Her veda edeni gördüğümde, yanıtsız sorularla boğuşur dururum.
xxx
Ankara'ya ilk veda yazısını okuduğumda galiba üniversite yıllarıydı.
O dönemlerin genç akademisyeni Ertuğrul Özkök hem üniversite hem Ankara ile vedalaşırken arkasından yazmak bir başka akademisyene düşmüştü.
Emre Kongar;
O günlerin sanat dergilerinden birinde yayınlanan yazı; sadece veda yazısı değildi.
12 Eylül döneminin Başkent'in içini nasıl boşalttığının;
Kültürün, sanatın, sanatçının küstürüldüğü, üretken insanların uzaklaştırıldığı bir Başkent'in geleceğini tartışıyordu satır aralarında.
Hoş; sonra kendisi de terk edip gitti ya...
xxx
Benzer bir yazıyı kaleme almak çok istedim gidenlerin arkasından;
Özellikle can dostum Hıdır Göktaş Alaçatı'ya doğru yelken açtığında;
İçimden gelse de kalemim zorlandı.
Kıskandım belki de;
"Çok sıkılacaksın çok" demekle yetindim.
Xxx
Sosyal paylaşım sitelerinden birinde karşılaşınca benzer bir veda yazısıyla;
Yeniden daldım yanıtsız sorulara...
Özgür Çoban;
Tanıdığımda mesleğe ilk adımlarını atmaya çalışıyordu, Anadolu Ajansı'nda.
Sonraki yıllarda fazla karşılaşmasam da uzaktan izlemeye çalıştım.
Özgür de vedalaşmış Ankara'yla.
Çekmiş gitmiş çok uzaklara.
Veda yazısını da çok önceden yazmış:
xxx
"Bir hazırlık arifesindeyim. Telaş kapladı dört bir yanımı. Bir gidişin eşiğindeyim. Çocukluğumun, gençliğimin topraklarından kopuşun öncesindeyim. Gideceğim, dönmemek pahasına. Bir yürek sarasına tutuldum. Oksijen genzimi yakıyor, soluyamıyorum gönlümce. Vedalaşıyorum yavaş yavaş bu kentin kuşlarıyla, ağaçlarıyla.
Özlememek elde mi? Sinmiş kokusu üzerime. Bir ayrılık havası hasıl oluyor gökyüzünde. Kaplıyor her yanı. Mutlu muyum? Bilmiyorum bu sorunun yanıtını.
İlk aşk, ilk heyecan, ilk hüzün, ilk öpücük, ilk kalp ağrısı. Asılı bu topraklarda hepsi. Onlar burada kalacak. Belki anlamsız, belki biçare. Hiç kimseye ait olamamanın verdiği acıyı tadacaklar ilk kez.
Bense yeni topraklarda yeni hüzünler, yeni sevinçler, yeni kalp ağrıları yeşerteceğim belki. Gidiyorum... Bu kentin unutmasını bekleyeceğim beni.
Kalpten helalleşiyorum davamla, dedim ya bir ayrılık havası hasıl oldu bugünlerde gökyüzünde. Ağız dolusu bağıra bağıra yaşadım bu toprakları. Her çiçeğine gönlüm kaydı, her kuşun kanat çırpışı büyüledi beni.
Ama hayat çekiştiriyor paçamdan. Ciğerimin bir parçası burada, gözlerimi hayata açtığım bu topraklarda kalacak biliyorum. Bu kopuş yaralıyor, incitiyor. Sesi benim sesim gibi, yüzü benim yüzüm gibi olan insanları bırakmak zor geliyor.
Gidiş yakın, biliyorum kaybetmeyeceğim dönüş yolunu. Diyor ya şarkıda, ‘yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe'
Sonra bir gün belki yine dönerim bu bedbaht, melankolik kente.
Gidiş yakın... Kederli bir veda havası hasıl oldu bu kentin üzerinde."
xxx
Gidenlerin yeri kolay doluyor bu vefasız kentte.
Kolay insanlarla...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder