Bugünlerde ben mi fazla takıntılı oldum, yoksa hemen
herkes mi aynı sözcüğü kullanıyor bilmiyorum.
Kendimi, belirli kelimeleri kodlayıp telefonları
dinlemeye, mailleri izlemeye alan koca kulaklar gibi hissetmeye başladım.
Birisi ‘aynen’
dediği an ister istemez başımı çevirip bakıyorum.
Galiba tedaviye ihtiyacım var.
Televizyonlarda anlı şanlı profesörler sözde
tartışıyor;
En çok kullandıkları kelime ‘aynen’...
Her şeyin uzmanı ‘düşünce’ kuruluşlarının, her şeye
maydanoz elemanları çıkmış ekranlara bir yerlere mektup yazıyor;
En çok kullandıkları kelime ‘aynen’…
İki genç oturmuş –kadın erkek fark etmez-
arkadaşlarını çekiştiriyor, yine ‘aynen’…
Otobüste, dolmuşta, parkta, cafelerde sohbetlerin
ortak noktası ‘aynen’...
Herkes mi aynı düşünür oldu, hiç kimsenin farklı bir
görüşü mü yok ya da farklı görüşünü seslendirmeye cesareti mi bilinmez ama ‘aynen’ler
havada uçuşuyor.
Hiç kimse karşısındakine “pardon”, deyip “ama” deyip
itiraz etmiyor, “aynen” deyip
bitiriyor.
Kim bilir, belki de “yeter artık, sus”un gizli anlamı olsa da ‘aynen’nden sonra devam ediyor sohbetler…
Sadece muhabbetlerde kalsa iyi;
Yazı dilimize girdi sonunda.
Zaten bozuk Türkçeli,yanlış imlâlı iki üç satırdan
ibaret facebook, 140 karakterden ibaret twitter yazılarımıza yorum gecikmiyor:
“Aynen…”
Türk Dil Kurumu’na soruyorum, “Aynen ne demek” diye…
Arapça kökenliymiş, “a'ynen” yazılırmış,
“Olduğu gibi, hiçbir
değişiklik olmadan, aynıyla” demekmiş,
Altına da Elif Şafak’tan alıntı yapmışlar:
“Benimki de
ne yapsın, ne gördüyse aynen sürdürüyor."
Dayanamayıp, her şeyi bilen Google hazretlerine soruyorum:
“Hepimiz
aynen miyiz?”
Yanıtını sevgili arkadaşım Elif Key veriyor.
O da zamanında yazmış, diken.com.tr’de…
“Aynen’in
askerleriyiz” diye, fazla söze gerek bırakmamış:
“Aynen beş harflik bir çukur ve biz artık
kendimizi ifade etmek için hiç zahmet etmiyoruz. Nasılsa aynen var. Bir de
aynen’in kardeşleri: Dev, net, aşırı, kesin”
Başka söze gerek var mı?
Aynen yani…