13 Şubat 2010 Cumartesi

DAİRESEL YAŞAM/

Çok şükür “Avrupa Ödülü” bir kentte yaşıyoruz.
Bir Avrupa kentinde…
Her tarafta “Ankara kentinle gurur duy” sloganları…

xxx

Kentler için, “Beton yığınlarının doğayı yok ettiği modern yaşam alanları mı? İnsanları, istedikleri gibi yaşamalarını engelleyip, belirli kulvarlarla zorlayan, hayatı sınırlayan acımasız bir olgu mu” diye yazmıştık.
Eski mahalle sıcaklığından, dostluklardan uzak, ‘daire’lere sıkıştırılmış bir yaşam.
Aynı binada oturmasına karşın bırakın selamlaşmayı, birbirini hiç tanımayan insanlar topluluğu.
Aranızda 20 santimlik bir duvar olmasına karşın, ne sevincinden, ne derdinden, ne hastalığından haberdar olduğumuz, ölüp gitse ruhumuzun bile duyamayacağı ilişkiler yumağı.
Adına da ‘çağdaş’ dediğimiz bir kent yaşamı…

xxx

Mimarisi olmayan çirkin toplu konut alanları, yalnızca konut bölgelerine dönüştürülmüş mahalleler. Yürüyüş ve bisiklet yolları, spor alanları, parkları bulunmayan, kahvelerin yerini internet cafelerin aldığı mahalleler…
Çocukların koşmak, oynamak istediği, ailelerin korktuğu sokaklar…
İnsanların birbirine yabancılaştığı toplumsal yaşam…
Dairelerde hapsolmuş, sınırların dışına çıkılırsa yasakların, ayıpların, baskıların başladığı bir yaşam…
xxxx

Pazar günlü yazımızda Çiğdemim Derneği’nden Fatih Aksoy ile Cemil Turan’ın “Demokrasi semtlere kadar nasıl indirilebilir” diyerek yaptıkları bir çalışmadan söz etmiştik.
Bu çalışmada, kentlileşme ve apartmanlaşmanın getirdiği insani tıkanıklığı aşmak, çağdaş zenginlikler katarak eski mahalle sıcaklığını günümüze taşımak için yeni bir toplumsal örgütlenme öneriyorlar. ‘Muhtar’ yerine ‘semt başkanı’, ‘ihtiyar heyeti’ ‘semt meclisleri’…
Çok karmaşık gibi görünse de oldukça basit ve sonuçlarının hemen alınabileceği, toplumsal yaşamı canlandıracak, ilişkilerde yabancılaşma yerine yakınlaşmayı sağlayacak bir öneri gibi görünüyor.
Öncelikle belediyeler, semtlerde bina yaparak ‘semt başkanı’ ve ‘semt meclisleri’ne tahsis edecek. Binalar, makam değil kültür-yaşam merkezleri şeklinde olacak. Semt derneklerine binalarda yer verilecek.
Semt sakinleri mahalleli haline gelip yaşadığı çevrenin yönetimine doğrudan katılacak. Çalışmayı yapan arkadaşların deyimiyle demokrasinin hücreleri harekete geçecek, sisteme tabandan sürekli taze kan akışı sağlanacak
İnsanlar da dairelerinden çıkıp yaşama katılabilecek…
XXX


Kentler kimliklerini sadece cadde ve sokaklarıyla, alt-üst geçitleriyle değil, tarihe tanıklık eden meydanlarıyla, yaşananları simgeleyen heykelleriyle kazanıyor. Bütün çağdaş Avrupa kentleri de meydanlarıyla tanınıyor.
Ankara da kimliğini Başkent ilan edildikten sonra kazanmıştı. Cumhuriyetle birlikte mimarisiyle, sanatıyla meydanlarıyla….
Ama kentlere kimlik kazandırmak çok zor, değiştirmek ise çok kolay…
Galiba açılıma dairelerden, mahallelerden, meydanlardan başlamak gerekiyor.
Meydan okuyarak…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder