Bayramlar nedense insanları çocukluk günlerine götürüyor.
"Bizim zamanımızdaki bayramlar" diye başlayan cümleleri daha sık duyar oluyoruz.
Artık geçmişte kalan, bir daha yaşanması mümkün olmayan mutluluklar, kimi yitip giden dostlar, dostluklar...
Bayramda daha ağır esiyor nostaljik rüzgarlar.
Geri dönüşün mümkün olmadığı en güvenli ortama duyulan özlem.
Annenin kanatları altındaki güvenlik, rahatlık duygusu...
xxx
Biz, bir bayramı daha ‘izin'de değil çalışarak geçirdik.
Cep telefonuna gelen, ‘kopyala yapıştır' hazır bayram mesajları, ‘kurbanda vahşet' görüntüleri arasında işbaşında.
Arada gelen bir telefon çocukluğumuzun bayramlarına döndürmeye yetti.
xxxx
Telefondaki sesin sahibi Kütahya'dan ‘Sıtkı Usta'
Hıncal Uluç'un deyimiyle ‘Kütahya'nın muhtarı'
Dünyanın dört bir yanında, üçer dörder kez sergiler açan bir Çini Ustası...
Bitmez tükenmez enerji ile sürekli toprağa can veren bir sanatçı.
Büyük bir tutkuyla bağlandığı, bir mağarada başladığı çiniciliği, kaybolup giden değerleri ekleyerek sanata dönüştüren, önüne çıkarılan engelleri aşa aşa Kütahya'nın adını tüm dünyaya duyuran gerçek bir usta.
Sıtkı Usta artık, UNESCO'nun kayda aldığı bir ‘Dünya Mirası'...
‘Yaşayan İnsan Hazineleri' arasında bir isim.
xxxx
Sıtkı Olçar bir yandan bu mutluluğu paylaşırken diğer yandan da önüne çıkarılan engelleri anlatıyor. İnsanların ‘izin' yaptığı bir günde boş durmuyor, engellere rağmen üretmeye devam ediyor.
Ömrünü adadığı, doğup büyüdüğü topraklarda, çini sanatında bitmez tükenmez hazinenin bir yeni boyutunu keşfe uğraşıyor.
Doğadaki renklerle, bu toprakların geçmişinde ne varsa sanatına yansıtıyor, Selçuklu ve Osmanlı desenlerinin yanı sıra Bizans mozaiklerini de çiniye aktarıyor.
xxxx
Sıtkı Usta'nın telefonu, çocukluğumuzun Kütahya'sına, bayramlarına götürmeye yetiriyor.
Sıtkı Usta, yitip giden teknikleri, çinilerinde canlandırıyor.
Biz ise bir daha geri gelmeyecek dostlarımızı hayal ediyoruz.
O, kaybolan renkleri, topraktan çıkarıp desene dönüştürüyor, biz aynı topraklarda koşturduğumuz çocukluğumuzun mutluluğuna dönüyoruz.
xxxx
Bu arada gelecek yılın ‘izin' günleri geliyor.
"Kamu çalışanları, gelecek yıl 117 gün tatil yapacak"
Yani 248 gün çalışılacak...
Diğer günler ‘izin'.
Bayramlar hafta sonu ile birleştirilecek, izinler uzatılacak.
Buna yıllık yasal izinler de eklenecek.
Yani neredeyse üç günde bir ‘tatil'
Sadece Mart, Haziran, Temmuz ve Aralık aylarında ‘bayram' görmeyeceğiz.
Bu aylar bitmek bilmeyecek.
Ama Kasım geldiğinde, yalnızca 17 gün çalışılacak, neredeyse işyerinin yolu unutulacak.
xxxx
Sıtkı Usta m?
‘Yaşayan İnsan Hazinesi' olarak O yine işinin başında olacak.
Bu kez biz ondan önce telefona sarılarak, bayramını kutlayacağız.
13 Şubat 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder