“Gammaz olmasa tilki pazarda gezer”
Sözlüklerde bu atasözünün karşılığında şöyle yazıyor:
“Gizli-saklı, kanunsuz yollarla çıkar sağlamayı iş edinen kimseleri, söz getirip götüren kimselerin varlığı korkutur. Dolayısıyla bunlar yakayı ele vereceklerinden çekinerek, herkesin içinde öyle uluorta dolaşamazlar.”
xxx
Avcıların atıcılığından mıdır nedir bilinmez ama ‘tilki’ deyince hemen herkesin aklına ‘uyanıklık’ geliyor…
Kargayla, horozla, leylekle, hatta ormanlar kralı aslanla hikâyeleri malum…
La Fontaine masallarında yaptıkları saymakla bitmez.
Hepsinde uyanık tilki kandırıyor.
xxx
Hafta içinde yaşanan vahşet, çocukluğumuzdan buyana okuduğumuz öykülerdeki tilki imajını bir anda yıktı.
ODTÜ ormanlarında, neredeyse insanlarla dost olan üç tilki, bırakın pazara çıkmayı, gammazı, yaşadığı ormanda, hayvanlara yakıştıramayacağımız bir insanlığa kurban gitti.
Üç masum tilki, insanlara güvenmenin faturasını canlarıyla ödedi.
Neyse ki insanlık bu duruma hazırlıklıydı; tilkiye yapacakları için çoktan bir atasözü bulmuştu:
“Tilki tilkiliğini gösterene kadar post elden gider”
xxxx
Sorun sadece ODTÜ Ormanındaki 5 köpekle 3 tilki; o da sırf Baykal sevdiği köpekler, tilkiler olduğu için değil.
Sorun Başkent’te sokak hayvanlarına bakıştaki çarpıklık.
Gazetemiz HT Ankara çıktığı günden buyana yakından takip ediyoruz.
Bir yanda sayıları giderek artan, Başkent’in göbeğinde sürüler halinde dolaşan sokak köpekleri…
Köpeklerden korktuğu için okullarına gidemeyen çocuklar, sokakta yürümekten korkan büyükler…
Diğer yanda sorumluluğu; sadece sorumluluklarını değil topladıkları köpekleri kamyonlarla birbirlerinin bölgelerine atan belediyeler.
Öte yanda; zaman zaman çözüm arayanları da ‘düşman’ ilan eden hayvanseverler.
xxxx
Galiba biraz bilim adamlarına kulak vermek gerekiyor.
Daha önce de yayınlamıştık.
Gazi Üniversitesi’nden Tahir Çalgüner ‘ekolojik” açıdan yaklaşıyor.
“Köpeklerin zehirli et ile öldürülmesi, taşlanması ve kovalanması onları daha agresif hale getirir. Köpeklerden değil, bazı ‘itlerden’ korkmak ve asıl onlara karşı önlem almak zorundayız” diyen Çalgüner’in alternatif önerileri şöyle:
1- Kentteki köpek sürülerinin belediye ekiplerince düzenli olarak izlenerek, bu tür grupların çift sayılara indirilmesi (ya da tamamlanması) gerekir. Lider alfa köpeği ve baskın alfa dişisinin sürüden alınarak uzaklaştırılması; köpek topluluğunun saldırganlığını önleyecektir. Göreceksiniz sürü adeta bir koyun sürüsü gibi sevimli hale gelecektir.
2- ‘Tek’ sayıdaki grupların daha kırsal veya kent çepheri alanlarına taşınması gerekir. Ancak, uzun süredir kent içi yaşama şartlarına alışmış, ‘kentli köpekler’ bundan istisnadır.
3- Evcil köpek severlerin, marka köpek özentilerinden kurtularak, sevgi ihtiyaçlarını yada gerçek sevgilerini, sokak köpeklerini evlat edinerek gidermeleri daha uygun bir yöntemdir. ‘Pet shop’ sektör çılgınlığına artık bir son verilmesi gerekir. Pet shop’ lar kaderimiz değildir.
3- Çoğu atıl durumdaki özel veteriner kliniklerinin ve özel köpek çiftliklerinin artık ellerini taşın altına sokarak; sahipsiz sokak hayvanlara yönelik, belli miktarda ve belli kotalarda, ‘geçici bakım’ hizmetlerinin ve ‘evlat edindirme’ işlerinin yasa gücü ile bu organizasyonlara, ücretsiz bir ‘zorunlu görev” olarak tanınması, acil önemde bir konudur.
13 Şubat 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder