13 Şubat 2010 Cumartesi

BİR AŞK HİKAYESİ…

O bir Kral’dı…
Bütün kralları oynayan tiyatronun kralı.
Cumhuriyet aydınlanmasının simge ismi.
Türk tiyatrosunun çınarı.
Geçtiğimiz hafta içinde yitirdiğimiz Cüneyt Gökçer için çok şey yazıldı.
Ne yazılsa eksik kalır.

xxxx

Ve kendisiyle birlikte özdeşleşen Ayten Gökçer.
Hep sahnede gördüğümüz Cüneyt –Ayten Gökçer’in sahne arkası yaşamını,
rahle-i tedrisatından geçmekle övündüğüm ustam Müşerref Hekimoğlu’ndan
dinlemiştim.
Rahmetle ve saygıyla andığım Müşerref Hanım, ölümünden kısa süre önce “Bir Cumhuriyet kızı” adıyla yayınladığı anılarında, o dönemki adıyla Ayten Kaçmaz’ın, Cüneyt Gökçer’i nasıl kaçırdığını şöyle anlatıyordu:
“Yıl 1969Ayten Kaçmaz arıyor.
-Yardın Cüneyt Prag'dan dönüyor. Onu birlikte karşılayacağız öyle gerekiyor.
Sesi kesin ve kararlı önce şaşırıyorum. Cüneyt Gökçer bir opera sahnelemeye gitti Prag'a. Ne var acaba, hasta mı? Tunus büyükelçiliğinde bir yemek var onurumuza. Kuvvet, çalışıyor gazetede ona da kardeşime de Cüneyt Gökçer'i karşılamaya gideceğimi söyledim. Ayten geldi, beni aldı, Esenboğa'ya yollandık. Arabada bir ‘çiçek ve şeker kutusu' var.
Havaalanında hiç kimseye hissettirmeden Kızılcahamam'a gideceğiz, nikah olacak.
Baştan sona yaşadığım bir öykü ama olaya şaşırıyorum. Öte yandan Ayten'i de tanıyorum istediğini yapar. Esenboğa'ya gittik. Cüneyt Gökçer'e sarıldık. Zona ağrıları içinde, Prag izlenimlerini anlatıyor. Şeref Gürsoy, Refik Eren ve Orhan Kuraner'de alanda. Ben araya giriyorum:
Cüneyt Bey ile konuşacaklarım var. Burada vedalaşalım, biz aynı arabayla gidelim.
Önerim yadırganmıyor. O yıllarda çok yoğun bir birlikteliğimiz var, tiyatroda, opera kulisinde yaşanan olaylar evimize, soframıza taşınır her zaman., tiyatrocu arkadaşlar yine öyle bir şey sandı.
Arabaya binince "Kızılcahamam"a dedim şoföre. Birden şaşırdı, ama karşı çıkamıyor. Cüneyt Gökçer de "öyle mi" diye gülümsedi,. Başka bir şey söyleseydi o nikah kıyılmazdı sanırım. Ayten öylesine kesin kararlı. Ankara'dan sonra kar başladı. Önce incecikten sonra tipiye döndü. Önümüzü göremiyoruz. Yolda trafik görevlileri çeviriyor, lastiklerde zincir yok. Tehlikeli bir yolculuk diye uyarıyor ama zincir takmaya vakit yok. Kızılcahamam Belediyesi'nin evlendirme memuru bekliyor bizi! Kar bastırıyor giderek. Sonunda kahkahayı bastım takıldım onlara. Siz evleneceksiniz ama bana ne oluyor.

İliklerimize kadar üşüyerek yaşadık mutlu olayı. Tanıklardan biri benim öteki de belediye de rastladığmız bir kişi. Buzlu yollarda hayli ilginç bir yolculuk. Eve gelince Kuvvet soruyor.
-Kızılcahamam'a gittiniz değil mi?
Büyük bir haber diye gazeteye telefon ediyor bir, ancak o nikahtan tek batır yayınlanmadı o gün de ertesi günler de haftalarda...Kamuoyu çok geç, benim bir yazımla öğrendi olayı. Bir başkent partisinden söz ederken "Ayten ve Cüneyt Gökçer" diye yazdım. Bir de parantez açtım (bir süre önce evlendiler).”
Büyük sanatçılar kolay yetişmiyor, büyük aşklar da…

1 yorum:

  1. Öncelikle şunu söylemeliyim ki tarih 1969 değil,1964 ya da 65 olması lazım.Bir de keşke yazarken yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat ederek yazsaymışsınız.Okuması hayli güç oluyor.Merak ettiğim bir nokta var.Hekimoğlu'nun kitabından olduğu gibi mi aldınız yoksa kısaltmalar var mı?

    YanıtlaSil