Cumhuriyet’in Başkent’e ne kattığı merak ediyorsanız, yanıtını çarpıcı şekilde görebileceğiniz bir sergi var bugünlerde.
Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Merkezi ile (VEKAM) Türk Amerikan Derneği işbirliğiyle düzenlediği sergi adeta “Nereden nereye” dedirtiyor.
Ankara’nın, Cumhuriyet dönemindeki tarihsel gelişimi bu kez Posta Pullarında canlanıyor.
Türk Amerikan Derneği sergi salonlarında, 1922’lerden bu yana Başkent’in mimarisi, kültürü, sanatı, sosyal yaşamındaki gelişim, 100’ün üzerindeki pul ile bir canlı tarih gösterisi gibi sergileniyor.
Teknolojinin gelişimi ile giderek tarihe karışan posta pulları çok ince ayrıntılar saklıyor.
xxxx
Daha Kurtuluş Savası günlerinde henüz Cumhuriyet bile ilan edilmeden Ankara hükümetinin Cenova’da bastırdığı Ocak 1922 tarihli ilk pullarda ilk Meclis binasının fotoğrafıyla Anadolu’ya özgü taş yontuculuğu süslemelerinden örnekler bulmanız mümkün.
1926’da Londra’da bastırılan 14 pulda o tarih itibariyle Ankara’nın eski ve yeni yüzü yansıtılıyor. Arkada fonda Romalılardan kalma Ankara Kalesi, ön planda deri işleme atölyeleri bulunduğu için Tabakhane mahallesi denilen bölgedeki eski Ankara evleri, yabancı misyon temsilcilerinin piknik yaptığı Bentderesi.
Köşesinde ise 2 yıl sonra Atatürk’ün yaşama geçireceği Harf Devrimi’nin ilk işaretleri…
Osmanlıca harflerin yanı sıra Latin harfleriyle ‘6 GROUCH’ ve ‘Türk Postaları’ yazısı…
xxxx
Ankara’nın Başkent oluşunun 86’ıncı yıldönümü çerçevesinde açılan sergideki pullar mimarideki gelişimi göstermesi bakımından oldukça ilginç…
1943 tarihli ‘Atatürk-İnönü’ sergisi pullarda ulusal mimarlık akımının öncülerinden Arif Hikmet Koyuncuoğlu’nun eseri Türk Ocağı Binası, Etnografya Müzesi ile yan yana, bütün haşmetiyle gözler önünde.
Artık Harf Devrimi tamamlanmış, üzerinde, ‘Ankara Halkevi’, yanında ‘50 Kuruş’ yazıyor.
Pul’a dikkatli baktıkça insanın aklına 70 – 80 yıl sonra yapılan binalar geliyor.
Şimdi Resim Heykel Müzesi olarak hala Ankara’nın en önemli sanat merkezi olan bina mı, Hipodrom içindeki Atatürk Kültür Merkezi mi?
O tarihteki adıyla Namazgah Tepe’de yapılan, Marmara Adası’ndan getirilen mermer ve Lezgi taşı ile kaplanan, eski Ankara evlerine özgü süslemeler ve Selçuklu tarzı motiflerle bezenen bina mı, üç beş ay içinde bitirilip cam kaplanan gökdelenler mi?
xxxx
Başkent temalı bu pullar arasında, ‘Türk Tiyatrosu’nun 100’üncü Yılı” nedeniyle 30 Mart 1959’da emisyona çıkarılan pul da sergide.
Komedi ve trajediyi temsil eden iki maske ile barışı simgeleyen zeytin figürleri…
Ve ‘Sergi Sarayı’, bugünkü adıyla Opera Binası…
Var oluş savaşından çıkmış bir ülkenin olanaklarının en kısıtlı olduğu 1933 yılında yapımına karar verdiği bina…
Aradan geçen 60 yıl içinde Başkent’e yaraşır ikinci bir örneğinin yapılamadığı sanat merkezi…
xxxx
Ülkenin başkentini, yaşadığınız çevrenin geçmişini, kültürü, sanatı merak ediyorsanız, pula meraklıysanız, Ankara’nın nasıl ‘pul’ olduğunu görmek istiyorsanız fırsat bu fırsat…
“Posta Pullarında Başkent Ankara” sergisi 13 Aralık’a kadar açık…
13 Şubat 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder