23 Kasım 2010 Salı

HABERTÜRK YAZILARI/ SAHTE Mİ

SAHTE Mİ?
Tartışma bayram rehaveti içinde alevlenmeden kapandı.
Belki de doğrusu büyümemesi, ciddiye alınmamasıydı.
İngiliz gazeteci Robert Fisk’e göre Ankara ‘sahte’ bir başkentti;
‘Almanlaşmış bir başkent’
xxx
Fisk, The Independent’te yayınlanan uzun makalesinde “Bir kenti başkent yapan nedir? Su yolları mıdır? Tarihi midir” diye soruyor;
Brezilya’dan, Suudi Arabistan’a, İsrail’den Ermenistan’a kadar çok sayıda ülkeyi ve kenti sıralayarak Türkiye hakkında hüküm veriyor:
“Ve Türkiye’nin Almanlaştırılmış başkenti Ankara’ya ne demeli? Türkler de dahil, kalbimizdeki başkent Romalı-Haçlı-Halifelik mazisiyle İstanbul- Konstantinopol-Bizans değil mi?”
xxx
Bu cümleleri okuyunca hemen ‘hamasi’ tepkiler vermek olası.
Belki doğru olanı tam metni okuyup üzerinde düşünmek.
Fisk’in yazısının tam çevirisi Radikal Gazetesi’nde yayınlandı.
Merak edenler bulup okuyabilir.
Ülkelere ‘yabancı’ gözüyle bakıp fotoğrafın tümüne bakan saptamaların doğruluk payı yüksek.
Fisk’e göre, başkentlerin konumunu eskiden belirleyen su yollarının yerini şimdi, para yolları yani bankalar almış durumda.
xxx
Bir başkenti başkent yapan sadece tarih mi?
Sadece su (para) yolları mı?
Bakanlıklar, devlet daireleri mi?
‘Almanlaşmış’ benzetmesine yol açan mimarisi mi?
Çalışmanın eksik olan yanı - bize göre- ormana bakarken tek tek ağaçları gözden kaçırmak.
Başkentleri ‘baş’ yapan o ülkenin ruhu galiba gözden kaçırılıyor, ihmal ediliyor…
Ankara’ya kimliğini kazandıran ‘Cumhuriyet ruhu’
xxx
Tartışma aslında bizde uzun süredir devam ediyor.
Ne zaman bir kurum, Ankara’dan İstanbul’a taşınsa aynı iddia gündeme getiriliyor.
Başkent’in kurumları bir bir göç ettirilirken daha çok tartışacağa benziyoruz.
xxx
İlkokullardan itibaren bu ülkenin savaş alanlarında kurulduğu öğretilir.
Ders kitaplarında top sesleri duyulurken bile Meclis’in taşınmadığı yazılır.
Ankara Anayasa ile sıkı koruma altına alınmıştır.
Ankara’nın ‘Başkent’ olduğu “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” hükümler arasında yer alır.
Ama yıllardan beri Başkent’in İstanbul’a taşınması ‘utangaç’ bir şekilde de olsa sık sık gündeme gelir.
Sanki Ankara’nın başkent ilan edilmesi bir tesadüftür
Ya da savaşın gerektirdiği stratejik bir karardır;
Tehlike geçince vazgeçilecek dönemsel bir karar (!)
xxx
Son yıllarda başkentlerini değiştiren ülkeler oldu.
Brezilya, Tanzanya, Kazakistan hatırladığımız örnekler.
Hiç birinin de tarihsel bir gerekçesi yoktu.
xxx
Robert Fisk’i Ankara’dan ‘sahte’ başkent diye söz etmesine iten temel gerekçeler ‘ekonomik’ olabilir.
Ankara’yı tüketen; İstanbul’u üreten bir kent olarak görme algılayışı.
Ya da yıllardan beri politikacılarımızın bile ağzından düşürmediği “Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüşü” romantizmi…
O nedenle belki de “Neticede başkent siz neresi olduğunu düşünürseniz orası” diye yazmış olabilir.
Ama Ankaralılar, Ankara’yı ‘Başkent’ yapan kurumlarına
Bu ülkenin vatandaşları da ‘Cumhuriyet ruhu’na sahip çıkmadıkları sürece bu tartışma daha çok su götürecek gibi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder