KOMŞULUK
DOKUZ günlük bayram tatilleri alışkanlık haline geldi;
Bir Türkiye klasiği...
Uzmanlar tartışıyor;
Görüşler muhtelif.
İnsanları tembelliğe mi itiyor?
Ekonomiye yararlı mı, zararlı mı?
xxx
Bir uzun bayram tatili daha bugün bitiyor.
Yarın işbaşı.
Herhalde yol yorgunluğunun mahmurluğu birkaç gün daha sürer.
Bizim ise bayramda Başkent'te kalmanın tadı damağımızda...
Yazdan kalma, insanın içini ısıtan bir güneş;
Rahat bir trafik;
Sessiz cadde ve sokaklar;
Tertemiz bir hava...
xxx
"Komşuluk öldü"...
Herhalde bu sözü yakınlarından, çevresinden duymayan yoktur.
Bir sitemdir, geçmişe özlemdir.
Birkaç gün evde kalınca yakın çevreyi daha yakından gözlemleme fırsatı bulduk.
Çoğunluk tatile kaçmıştı.
Kalanlar ise ‘Oblomov' halet-i ruhiyesi içinde...
Parmağını kıpırdatmaya mecali yok...
Bayramlar tembellik için bulunmak fırsat...
Komşunun kapısını çalan yok...
xxx
Bugün kentlerde yaşadığımız sorunların temeli aslında köylere dayanıyor.
Gecekondulaşmadan bahsetmeye bile gerek yok artık.
Sorun çözüldüğü için değil, kangren haline geldiği için
Yıllardır süren köyden kente göç, çarpık kentleşme, uygulanan politikalar, ekonomik sıkıntılar gibi pek çok başlık altında sıralayabileceğimiz gerekçelerle hem kentlerin hem köylerin sosyo-kültürel yapısı değişirken giderek nostaljik hale gelen bir kavram ‘komşuluk'...
Günümüz kent yaşamının en çok yıpranan kavramı.
Aynı apartmanda oturan, hatta aralarında 10-15 santim duvar bulunan insanlar bile neredeyse birbirlerini tanımıyor artık.
Yardımlaşma, gece gezmeleri, evde misafir ağırlama, çay- kahve içmeye gitmek külfet neredeyse.
Bayram gezmeleri;
Tamamen unutulmuş...
xxx
Eski mahalle sıcaklığından, dostluklardan uzak;
‘Daire'lere sıkıştırılmış bir yaşam.
Adına da ‘çağdaş' dediğimiz bir kent yaşamı...
Mimarisi olmayan çirkin toplu konut alanları;
Yürüyüş yolları, spor alanları, parkları bulunmayan, kahvelerin yerini internet cafelerin aldığı mahalleler...
Çocukların koşmak, oynamak istediği, ailelerin korktuğu sokaklar...
İnsanların birbirine yabancılaştığı toplumsal yaşam...
Dairelerde hapsolmuş, sınırların dışına çıkılırsa yasakların, ayıpların, baskıların başladığı bir yaşam...
xxx
‘Ev alma komşu al'
Yüzyılların deneyiminden süzülüp gelen bu atasözünün gerçekliği bugünlerde Çayyolu'nda bir sitede herkesin ağzında.
Dairesel yaşamlardan kaçanların;
Kooperatif kurup özledikleri komşuluk ilişkilerini canlandırmaya çalışanların yaşadığı bir site...
Ama öykü çok bildik.
Belki çoğu apartmanda, çoğu siteden yaşanan türden...
‘Komşu' evini işyeri haline getirmek istemiş;
Diğerleri karşı çıkmış.
‘Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? Ben size gösteririm...' türünden bir tehdit...
Önceleri kimse ciddiye almamış.
Mahkemelerden gelen celp kağıtlarıyla farkına varmışlar işin ciddiyetinin...
‘Komşu' üşenmemiş tek tek herkes hakkında dava açmış.
Bilirkişiler atanmış;
Mahkeme karar vermiş:
‘Yıkılsın'
Yıkılacak olan aslında çok basit işler.
Kapıların önündeki pergoleler.
Yıkılan ise çok zor kurulan ilişkiler;
Komşuluk.
21 Kasım 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder