OTOBÜSTE AŞIK OLMAK
Bayram tatili yine 9 güne çıkınca Başkent neredeyse boşaldı.
Tatil daha başlamadan Cuma günü AŞTİ'den çıkan otobüs sayısı 1600'ü bulmuştu.
Kaba bir hesapla 72 bin kişi...
Herhalde dün bu rakam daha da artmıştır.
xxx
Otobüs deyince herkesin bir macerası vardır.
Benimse aklıma ilk gelen "Yurttan Sesler Kadınlar Korosu"
Ve Neriman Altıntağ Tüfekçi...
Yıllarca otobüs yolculuğunu gece yaptım.
Öğrencilik yılları...
Anne babayla geçirilen bayramlar;
Dönüşte ayrılığın getirdiği hüzün,
Elinde kitap uyuyakalırsın...
Sabaha karşı otobüs Ankara'ya yaklaştığında şoförler yolcuları uyandırmak için radyoyu açar.
Nedense her seferinde de benzer türküler.
Güneşin ilk ışıkları Ankara'nın üzerine çöktüğünde bir yandan uyku sersemliği bir yandan türkülerle artan hüzün mutlaka hesaplaşmayı getirir;
"Ne işim var benim burada..."
Türkülerin temposu yükselip ortalık aydınlanmaya başladığında ise hüzün de yavaş yavaş dağılır...
xxx
Şimdilerde otobüslerde konfor artık uçakları aratmıyor.
İstediğin müziği dinleyip istediğin filmi izleyebiliyorsun.
Artık muavinlerin yerini de hostesler aldı.
Yolcular el üstünde tutuluyor;
İnsana kendini dinlemeye bile fırsat tanımıyorlar.
xxx
Bir de bitmeyen öyküler var...
Birkaç yıl önceydi.
Bir arkadaşımızın barında sohbet ederken tanık olduğum bir öykü...
Müdavimlerden biri oldukça melankolik haldeydi.
‘Hayırdır' diye sorduğumda arkadaşın yanıtı acımasızdı;
-‘İflah olmaz abi... Aşık. Hem de çaresiz bir aşk...
Sonra tanıştırdılar.
Oldukça utangaç genç bir kadındı.
Ama yine de anlattı başından geçenleri...
xxx
İstanbul'dan otobüse bindiğinde diğer taraftaki koltukta oturan bir genç ilgisini çekmiş.
Hafif bir elektriklenme;
Kaçamak bakışlar yol boyu sürmüş...
Ne otobüste ne molada ilk adımı atma cesaretini bulamamış...
"Ne de olsa kadınsın... Tanışmaya kalksam kim bilir hakkımda ne düşünürdü" diye hayıflanıyordu.
AŞTİ'de indiklerinde arkasından bakakalmış...
xxx
Otobüsteki yolcuyu hala unutamamıştı.
O günden sonra sürekli kendisiyle hesaplaşıyor, kendisini suçluyordu.
"Aptal kafam, niye tanışmadım sanki. Kim ne derse desin..."
En ufak bir iz yoktu.
Ne adını biliyordu, ne işini...
Sonunda dayanamadım;
-"O kadar çok istiyorsan buluruz"
Heyecanlanmıştı, inanamıyordu.
O "nasıl" diye sordukça ben gülerek, meslek ukalalığımı giyiniyordum;
-"Bu bizim işimiz. Her gün kimleri bulmuyoruz ki"
Masadaki diğer arkadaşlarla da iddialaşınca iki şart öne sürdüm;
-Bulursam iyisinden bir şişe şarap isterim. Bir de eğer işi evliliğe kadar götürürseniz nikah şahidiniz olurum...
xxx
Ertesi günler işe dalıp sohbeti unutmuştum, telefon çalıncaya kadar...
-Abi bulabildin mi?...
Demek ki olay bir bar sohbetinin çok ilerisindeydi.
Dedikleri gibi resmen aşıktı.
Bindikleri otobüsün saatini, koltuk numaralarını aldım.
O şirketten bir arkadaşı aradım;
-Neden istediğimi sakın sorma. Çok önemli. İsmini ver yeter.
Şanslıydık.
Sadece ismi değil, telefon numarası bile vardı.
Arayıp müjdeli haberi verdiğimde inanamamıştı.
"Şarapları hazırlayın"
Bununla da yetinmemiştim.
Allah'tan artık google hazretleri vardı, ne sorsan yanıt veren...
Fotoğrafını da bulup çıktısını alarak gittim.
Gerçekten O'ymuş...
Ben üzerime düşeni yapmıştım.
Ama şaraplar hala açılmadı bekliyor, nikah şahitliğine ise henüz çağıran yok.
xxx
Dün otobüslerin ardından bakarken düşünmeden edemedim.
Kim bilir bu yolculuklardan ne hikayeler çıkar...
13 Kasım 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder