BAYRAM
Bu bayram da gelenek değişmedi…
Yine işbaşında, çalışarak kutladık.
Gazetelerin bayramda çıkmadığına;
Bayram gazeteleri yayınladığına;
Gazetecilerin bayram yaptığına yıllar önce şahit olmuştuk.
xxx
Doğrusu çalışmaktan hiç şikayetçi değiliz…
Ta ki bayrama girerken iki dostumuzun kötü haberi gelene kadar…
Biri yakından; diğeri uzaklardan…
Acıları bayram sevincimize karıştı.
xxx
Kadri Özen…
Klasik bir deyim olacak ama;
Mesleğimizin kadrini bilemediklerinden.
Haberciliğine sendikacılığı da katan bir isim…
Bir yandan haber bir yandan hak peşinde koşan nadir gazetecilerden.
Haberciliğin yanına sendikacılığı da katınca baskılarla karşılaşan;
Üstelik devlet ajansında…
Zorla emekli edilince iflah olmaz gazetecilikten kopamayan bir meslektaş…
xxx
Türk basınında yok olan Babıali, Rüzgarlı Sokak geleneği bir anlamda Meclis’te sürer.
Bürolar yan yanadır.
Tatlı bir rekabet, sıkı bir dayanışma her gün kendini yeniler…
xxx
Parlamento muhabirliğinin iki simge isminden biriydi Kadri Özen…
Çok önceleri yitirdiğimiz, basının hakkı yenilen isimlerinin başında gelen Hakkı Erdem ile birbirlerine takılmadan duramazlardı.
Her gün yeni bir işletme dedikodusuyla çınlanırdı basın koridoru.
Özellikle Hakkı…
Sesini değiştirerek, Tunceli’den gelen hemşerisi gibi arar, saatlerce terminalde bekletirdi babasının gönderdiği paketi almak için…
Hele 12 Eylül döneminde yaptıkları…
Elektroniğe meraklı, basın koridorunun emektarı Rıfat ile birlikte Meclis basın bürosunda kapalı devre radyo yayını yapıp arananlar listesinde adını saymaları bir efsane gibi anlatılırdı.
Hiç birine kızdığına tanık olmamıştık.
Güler geçerdi…
Bayramdan iki gün önce geldi acı haberi…
Artık 162 nolu belediye otobüsünde boşuna arayacak gözlerimiz.
xxx
Sıtkı Usta;
Aslında kısa süre önce Kütahya’da adına düzenlenen sempozyumda buluştuğumuzda hepimiz biliyorduk acımasız gerçeği…
Bu bir veda toplantısıydı.
Çok ciddi hastaydı.
Tedavisine ara verip gelmişti.
Bilim adamları, sanatçılar bilimsel bildiriler sunuyordu kürsüde;
Japonya’dan gelen sanatçılar hayranlıkla seyrediyordu eserlerini.
O ise konuklarıyla tek tek ilgileniyor, en küçük eksiklik kalmasın istiyordu.
-Yorma kendini, dinlen biraz…
Neredeyse her konuğunun bu sözlerine itiraz ediyordu…
-Ne yorulması, bana can veriyorsunuz…
xxx
Arife gecesi geldi kötü haber…
Kızı Nida;
Ahmet Telli’nin şiirindeki gibiydi mesajı:
“Kanlı bir nidâ işaretiyiz, tarihin imlâsını bozan
Yaralı bir nidâyız yaşadığımız bu dünyada”
“Babamızı, Sıtkı Usta’yı kaybettik” diyordu.
xxx
Bu cümleleri Nihal Bengisu Karaca yazmış; Sıtkı Usta için
“Seramik ve insan, dört elementin buluştuğu ortak bir kaderi yaşarken, ‘bilinmeyen’ beşinci kardeşlerini arıyorlar.
Önce yalnızca suyla karıştırılmış topraktan ibaret olan bulamaç, tıpkı Adem gibi, ruhuna üflenen ‘cevher’le pişerek, nefeslenerek ve evrilerek sanat’a dönüşür…”
Modern zamanlar dervişiydi.
Toprak adamdı, toprağa döndü…
16 Kasım 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Çok güzel yazmışsın. Taze ölüm, geride kalanın boğazını düğümler ama asıl zamanın nankörlüğüyle zihinlerde silinmeye yüz tutmuş sonsuzluk yolcularını hatırlamaktır vefa! Hakkı'yı hatırlaman ve hatırlatman ne güzel. Hepsi ışıklar içinde yatsın. Varsa da yok sa da mekanları cennet(gibi) olsun!
YanıtlaSil