ANKARA SIRLARI
Dörtte biri yanmış; 20 bin nüfuslu bir kent.
Daha doğrusu bir kasaba...
Otel yok, lokanta, pastane hiç yok.
Birkaç aşçı dükkanı, birkaç han...
Yabancılar kör hatta çekilmiş eski vagonlarda misafir ediliyor.
Bütün yollar toprak, elektrik zaten yok.
Okuryazarlık oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4.
Trahom, frengi, verem, sıtma yaygın...
Bebek ölüm oranı yüzde 80.
Frengi nedeniyle evlenmeden önce gelinin de doktor muayenesinden geçirilmesini öneren doktor milletvekiline dayak atılıyor...
xxx
Ankara'nın başkent olmadan önceki manzarasını gösteren bu bilgiler Dr. Necati Yalçın'dan...
"Ankara; Milli Mücadele Cumhuriyet'in Açık Hava Müzesi" adlı kitaptan...
Adeta rehber niteliğinde.
Eski Tunç çağından günümüze Başkent'e ilişkin çok sayıda bilgi yer alıyor.
Hacıbayram Camii'nin tarihi de var, şimdi sadece yıkıntıları bulunan Anafartalar Caddesi 63 numaralı evin arkasındaki, Bizans döneminden kalma Aziz Klemens Kilisesi de.
Atatürk, Ankara'nın Başkent yapılmasına çok önceden karar vermiş;
1918'de.
Ali Fuat Paşa ile İstanbul'da buluşmuş, 20'inci Kolordu'nun Konya'dan ne yapıp edip Ankara'ya taşınmasını kararlaştırmışlar.
Ankara'ya gelmeden tam bir yıl önce.
Yunus Nadi'ye de neden Başkent ilan edildiğini, 1924'te şu cümlelerle açıklamış;
"Ben Ankara'yı coğrafya kitabından ziyade tarihten öğrendim..."
xxx
Kitapta ilginç anekdotlar var;
Altındağ'daki Atatürk İlköğretim Okulu ikiz olarak tasarlanmış.
Biri ‘Latife Hanım Kız İlkokulu'
Diğeri ise "Gazi Erkek İlkokulu."
Mimarı Mukbil Kemal Taş.
Benzerine Anadolu'nun birçok yerinde rastlayabileceğimiz "Ulusal Mimarlık Üslubu"nun ilk örneği...
Atatürk'ün Latife Hanımla 1923'te başlayıp iki yıl süren evlilikleri sırasında tamamlanmış.
xxx
Kalecik karası şaraplarının da ilginç bir öyküsü var.
Macar Balaj usta...
Başkent'in imarı için yurtdışından çok sayıda mimar getirilmiş.
Balaj usta onlardan biri...
Ziraat Bankası inşaatında çalışırken çarşıdan aldığı üzümleri, Macaristan'daki köyünde gördüğü şekilde şarap yapıyor.
Tesadüfen Cenap Beyle (And) tanışıyor.
Ortak şarap üretmeye başlıyorlar.
İlk yıl (1929) ilkel yöntemlerle 28 bin litre şarap üretiyorlar ama 1500 lira zarar.
Yılmayıp, ustalarını eğitim için yurtdışına gönderiyorlar.
1932'de, şimdi Gençlik Parkı'nın bölgede sergi düzenleniyor.
Atatürk tadına baktıktan sonra ‘Hakiki Şarap' diyor.
Ertesi gün şarap pavyonunun önünde izdiham yaşanıyor.
Sonrası ise Kavaklıdere gibi bir dünya markası...
xxx
Dr. Necati Yalçın'ın kitabı Ankara meraklıları için daha çok sırlarla dolu...
26 Aralık 2011 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Sayın Ahmet Dirican, Güzel yazınıza yanıtımı geciktirdim-affedin. Teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.
YanıtlaSil