4 Aralık 2011 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI- PROTOKOL

PROTOKOL

İstanbullu meslektaşlarımız Ankara'yı sıkıcı bulur genellikle.
Ankara'da her şeyin ‘protokol' olduğundan dem vururlar.
Devletin hemen her adımda kendisini hissettirdiğinden yakınır.
Özellikle de ‘sayın' sözcüğüne takılırlar.

Xxx
Dün televizyonda Cumhurbaşkanı Gül'ün Londra görüntülerini izlerken İstanbullu meslektaşların Ankara'ya bakışı geldi aklıma.
Türkiye'den 23 yıl sonra bu düzeyde ilk resmi ziyaretti.
İngiltere açısından bakılırsa Kraliçe, bu yıl ABD Başkanı Obama'dan sonra Gül çiftini ağırlıyordu.
İlgi çok üst düzeydeydi.
Simgeler de öyle...
İmparatorluğun üzerinde güneş batmayan döneminden kalma simgeler.
Kraliyet Süvari Birliği'nin abartılı giysileri...
Cumhurbaşkanı ve eşinin ayrı ayrı arabalarla tören alanına girişi...
Araçlarda Cumhurbaşkanı'na Galler Prensi Charles'ın, eşine kraliyet temsilcisinin eşlik etmesi...
Buckingham Sarayı'ndaki karşılama töreni...
Kraliçe Elizabeth'in davranışları...
Ve Süvari Birliği eşliğindeki atlı Kraliyet arabaları...
Görüntülerdeki tek eksik Prens Charles'ın eşi Cornwall Düşesi Camilla idi.
Hani düğününü bütün dünyanın televizyonlardan canlı izlediği Düşeş...
Galiba rahatsızmış.

xxx

İngiltere ‘demokrasinin beşiği...'
Ama monarşik bir yapı hala bütün ciddiyetiyle sürüyor.
Kraliyet ailesi sembolik.
Ama gücünü sembollerden alıyor.
Ülkenin yazılı bir anayasası bile yok.
Yerleşik gelenekleri her şeyin üstünde...

xxx

Biz ise yeni bir anayasa yapmak için çalışıyoruz.
Meclis'te Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını sürdürüyor.
Ankara'da neredeyse haftada bir iki anayasa paneli düzenleniyor.
Bazılarının ise umudu şimdiden kırılmış durumda.
Herkesin üzerinde uzlaşacağı bir anayasa yapılamayacağını, bu yöntemin yeni anayasayı baltalayacağını savunuyorlar.
Yazılı Anayasası bulunmayan İngiltere'nin törensel ciddiyetini izlerken nedense Erdal İnönü hatırladım birden.
Seçimlere girmesi generallerin vetosuna takılmıştı.
SHP Genel Başkanı olarak Anadolu'yu dolaşıyordu.
12 Eylül'ün, baskısının ağır şekilde hissedildiği dönem.
Galiba Afyon'daydık.
Akşam otelde sohbet ederken konu döndü dolaştı, Anayasaya geldi.
"Yaşadığımız sıkıntılar, Anayasadan değil, bu anayasanın bile uygulanmamasından kaynaklanıyor..."
Hayır, 12 Eylül Anayasasını savunmuyor;
O anayasadaki hakların bile engellenmesinden şikayet ediyordu.
Sonrasındaki tespiti ise daha dikkat çekiciydi.
"Üst kattaki komşunun nasıl çamaşır asacağını düzenleyen yasalar yönetmelikler bile var. Önemli olan halkın haklarına sahip çıkmasıdır. Önemli olan uygulamadır. Bunun gelenek haline getirilmesidir."
Rahmetli İnönü yıllar sonra yine haklı.
Protokol hala sadece protokol değil...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder