AYTEN
"Ankara'da vefa diye bir semt yoktur, Ankara baştan aşağı bir vefa semtidir" derler ya;
Pek doğru değil galiba...
Ya da bu kez hatırlamak istemedi belki Ankara...
Utancının bir kez daha konuşulmasını istemedi belki de...
xxx
Orhan Veli'nin ölümünün 61'inci yıldönümüydü
61 yıl önce belediyenin kazdığı bir çukura düşmüş.
Başını çarpmış, önemsememiş.
Çekmiş gitmiş bir türlü kopamadığı kendi kentine, İstanbul'a.
4 gün sonra da, 14 Kasım'da...
Orhan Veli denince insanın aklına hep İstanbul geliyor.
Halbuki Ankara da az değil yaşamında.
İlkokulu Ankara'da okumuş; Gazi İlkokulu'nda.
Liseyi Ankara Erkek Lisesi'nde.
Felsefe okumak için ayrılmış Başkent'ten...
Yarım bırakıp geri dönmüş 1936'da.
PTT'de memurluk yapmış
Askerlikten sonra da Milli Eğitim'de tercüme bürosunda...
Bir yıldan fazla sürmüş ‘Yaprak' macerası...
xxx
Hani "Ankara bir düşler kentidir" diyor ya Ali Cengizkan;
"İnsan Ankara'da düş kurmadan yaşayamaz..."
Belki de o düşler yazdırdı Orhan Veli'ye Ankara'da en güzel şiirlerini.
Sabahattin Eyuboğlu'nun Sıhhiye'deki evinde Bella'ya bakarken...
Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
6ı yıl sonra, şimdi kişiliğini, kimliğini yitirmiş o binada ne Orhan Veli'den iz var, ne de şiirinden...
xxx
Ankara hatırlamadı, çukurunda öldürdüğü Şair'i.
Ayten andı mı acaba?
Hatırlayıp güzel günleri, bir iç çekti mi?
Hani "Aşk Resmigeçidi"ndeki dokuzuncu...
Kızdı mı ki yıllar sonra...
Kıskandı mı anlatmadığı, geçtiği beşinciyi...
Aynı kadın mı sonuncuyla beşinci?
hiçbirine bağlanmadım
ona bağlandığım kadar.
Nurinnisa'yı tanıdı mı ki Ayten
"ah güzelim
ah esmerim
ah
canımın içi" diye iç geçirdiği Nurinnisa'yı...
xxx
"Aşk Resmigeçidi" Şair öldüğünde cebinden çıkmış, bir diş fırçasına sarılı kağıttan...
Bazı yerleri eksik...
Ali Cengizkan haklı;
"İnsan Ankara'da düş kurmadan yaşayamaz"
Orhan Veli'nin eksik bıraktığı yerleri tamamlamaya çalışmak için az mı düş kurmadık.
Az mı hayal etmedik Bella'nın sere serpe uzandığı kanepeyi...
Az mı dolaştık oturduğu evleri yerli yerinde bulabilmek için sokakları...
Ulus'taki Üç Nal Lokantası'nı 1950'deki gibi görmeyi.
Onun çukura düşmeden önce yaptığı gibi arkadaşlarla oturup sohbet etmeyi;
Ezberden okuyacağımız şiirlerini rakıya meze yapmayı az mı hayal ettik.
Ankara'nın bu vefasızlığı oldukça daha çok hayalini kuracağız, "Bu apartmanda Orhan Veli oturmuştur" gibi küçük levhalar görmenin...
xxx
Belki de artık hayal kurmayı bırakıp Ayten'le sohbeti ertelememeli...
Bu dizelerin öyküsünü bir de kendisinden dinlemeli...
Ayten'di dokuzuncunun adı.
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı,
kiminle isterse onunla yatar.
16 Kasım 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder