9 Kasım 2011 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI- GÜRLEYİK

GÜRLEYİK

Bütün sorun anayoldan sapmakta.
Direksiyonu yan yollara çevirip kaybolma cesaretini gösterebilmekte...
İşte asıl macera o zaman başlıyor.

xxx
Aslına bakarsanız kaybolma şansımız da yoktu zaten...
Ankara'nın öbür ucunda, Çayırhan'ı geçip Nallıhan'a varmadan direksiyonu köy yoluna çevirdiğimizde gideceğimiz yeri biliyorduk.
Bizim için ‘yan yol' değil, ‘baba yurdu'ydu.
Bilmediğimiz o dağların arkasıydı.
Çayırhan'ın yeşil, Sarıyar'ın kırmızı toprağına alışkındık ama bu kadarını beklemiyorduk doğrusu...
Bodur ağaçların arasından dağa doğru tırmandıkça sonbaharın bütün renklerini tadını çıkarmıştık.
Ama turkuvazın en saf, en yalın, en duru halini hiç hayal etmemiştik.
xxx
Burası Ankara'nın en uç noktası...
Bir taraf Eskişehir, öbür taraf Bolu...
Gürleyik köyü...
Birkaç ay önce hızla geçtiğimizde acelemiz vardı.
Gezme, tadını çıkarma şansımız yoktu.
Yemyeşil ağaçların dallarındaki son kirazlar, yol kenarındaki dutlar, bahçelerdeki domatesler, biberler...
Aklımız orada kalmıştı.
Yazını ıskalasak da sonbaharını kaçırmamaya söz vermiştim Gürleyik'in.
xxx
Bu kez Mihalıççık tarafından değil Sarıyar'dan girdik...
Tipik bir İç Anadolu mimarisi.
En güzeli terk edilmiş bir köy değil.
İnsanlar bayram rehaveti içinde köy meydanında.
Hayat son derece yavaş.
Doğa aynı doğa ama sonbahar renkleriyle bir başka güzel.
Ve köye adını veren dere...
Dağların arasından gürleye gürleye akıyor;
Çoğu zaman delice, yer yer sakin...
Sesinden başka hiçbir sesin duyulmasına izin vermiyor.
Dağın içlerine doğru yürüdükçe içinde yüzen balıkları seyredebileceğiniz yer yer küçük gölcükler.
Gözlerinizi kapattığınızda içinizde bir arınmışlık duygusu...
Gözünü açtığınızda ise yanınızda doğanın armağanı küçük bir ceviz...
xxx
İnsanoğlu hiç rahat bırakır mı böyle bir cennet parçasını;
Dereler özgür kalır mı?
Bırakmamışlar da zaten.
Derenin suyu satılmış;
HES kurulması kararı alınmış.
Doğrusu burnumuzun dibinde haber atlamışız.
"Gürleyikli Avatarlar Doğasına Sahip Çıkıyor..."
Bir ara köyün her tarafını bu pankartlarla donatmışlar.
Kazanmışlar şimdilik.
Bölge doğal SİT alanı ilan edilmiş.
Öyle ya...
331 çeşit bitki bulunmuş Gürleyik'te.
Bunun 31'i endemik.
Yani sadece bu bölgede yetişiyor.
xxx
Biz cesaret edip giremedik ama yaz kış neredeyse aynıymış suyun sıcaklığı.
Gelecek bahara, olmadı yaza kesin buradayız.
Yazılanlara bakılırsa sadece ruhunu dinlendirmiyor insan burada.
Bedeni de yormak gerekiyor.
Yazın Su Festivali yapıyor köylüler.
Derenin içinde yarışmalar düzenleniyor.
Bırakmak gerek vücudu, jakuzi etkisi yapan basınçlı sulara, doğanın masaj yapan ellerine...
Belki dönüşte Kuş Cennetine de uğrarız.
Hiçbir yerde göremeyeceğiz sarı, kahve ve kırmızımsı tabakaların üst üste tekrarlandığı doğal fonda belki turnaların fotoğraflarını çekeriz.
Şansımız varsa kartalları da görürüz.
Ankara'nın ‘cennet'leri var.
Üstelik çok uzak da değil.
Bazen kaçmak gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder