BANLİYÖ
Ankaralı işadamı Namık Tanık konuğumuzdu...
Mamak'ın çehresini değiştiren projelerini anlatırken ‘banliyö durağından servis araçları kaldıracağını' söyleyince dayanamadık;
"Banliyö trenleri çalışmıyor ki..."
Şaşırdı...
Ağustos ayından buyana hatların yenilendiğini, bitirilemediğini söyleyince şaşkınlığı daha da arttı.
"Bu kadar uzun sürmemesi lazım..."
xxx
Banliyö deyince nedense dış mahalleler yerine akla hemen tren geliyor.
Belki de gecekonduları kent merkezleriyle buluşturduğu için...
Şimdi hattın yapımı uzadıkça sıkıntıyı da onlar çekiyor.
Namık Tanık'ı dinlerken, o şarkıyı duydum sanki...
Sevgili arkadaşım Ali Taş'ın dost sohbetlerinde zevkle okuduğu o şarkıyı:
"Uzayıp giden o tren yolları
Açılıp sarmayan yârin kolları"
xxx
"Uzayıp giden tren yolları' en güzel oyuncağımdı" demişti...
Uzun uzun anlatmıştı kendince o şarkının öyküsünü başından geçenlerle...
"Bazen kovboy filmlerinde gördüğü Kızılderililer gibi, raylara kulağını dayayıp uzaklardaki trenlerin sesini duymaya çalışır, bazen de rayların üzerine inşaatlardan topladığı eski çivileri yerleştirir, hızla geçen trenin onları yassılaştırmasını beklerdi. Yassılaşan çivilerin iki yanına tahta parçası bağlarsan çok güzel çakı olur.
Bazen de eğer cesaretini toplar ve arkadaşlarını ikna edebilirse, istasyondan geçen bir trene biner, ‘Ankara' levhasının yazılı olduğu Garda geri iner, yürüyerek dönerdi. Esas heyecan da buydu.
Zira, trene kaçak binerler, 10 dakika süren bu yolculukta, kondüktöre yakalanmamak için harcadıkları efor filmlerdeki gerilimi aratmazdı.
Çoğu zaman da pencerenin önünde oturur, babası ile birlikte geçen trenlerin vagonlarını sayarlardı. Sayan hep küçük çocuktu. Çünkü babası görmezdi. Babası görmediği için de çocuk, hiçbir vagonu atlamadan saymaya çalışır, eğer yanlış sayarsa babasının körlüğünü acıtacağını düşünür, daha bir içi acırdı."
Küçük Ali için "en güzel oyuncak" tren ve tren yoluydu.
Büyüdükçe yaşam tarifesi...
Buluşmalarını, çalışmalarını kısacası yaşamını tren tarifelerine göre ayarlamıştı.
xxx
Kayaş'tan başlar, banliyöler Sincan'a kadar gider.
Aradaki Gazi Mahallesi'ni, Cebeci'yi saymazsak gecekondu mahalleleri...
Etimesgut, Behiçbey, Saimekadın, Üreğil, saymakla bitmez...
Şimdi kentsel dönüşümle kentleşirken kültürünü bedel olarak ödeyen semtler.
Banliyö, bu semtlerin bir parçasıdır. Gecekonduda yetişkinlerin toplu taşım araçları, çocukların oyuncağı. Günlük yaşamın farkına varılmayan parçası. Günlük dedikodular dillendirilir o vagonlarda. Dostluklar çoğalır, yaşanmışlıklar bölüşülür kirli yeşil, vinilex koltuklarda...
Bugün, ne o gecekondular kaldı ne de o insanlar.
Şimdi banliyö hattı da yenileniyor.
Ama ya Ankara'nın yenilendiği (!) gibi yenilenirse...
14 Aralık 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder