7 Aralık 2011 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI- GAZETESİZ İLETİŞİM

GAZETESİZ İLETİŞİM

"Gazete okumadan gazetecilik öğrenilir mi?"
Ya da soruyu başka türlü soralım.
"Gazeteci yetiştirmek üzere eğitim veren İletişim Fakültesi'ne gazete alınması yasaklanır mı?"
Meğerse olurmuş.
Hem de mezun olduğumuz okulda.
xxx
Biz girdiğimizde Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi'ne bağlıydı.
Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'ydu.
YÖK devriyle birlikte üniversitelerdeki değişimden ‘Akademi' de nasibini aldı; Gazi Üniversitesi'ne bağlandı.
Mezun olduğumuzda adı da Basın Yayın Yüksek Okulu olarak değiştirildi.
Sonradan İletişim Fakültesi oldu.
Meğer sonradan adının değişmesiyle kalmamış, epeyce bir şey değişmiş.
Dün okulda öğrencilere haber yazmayı öğreten hocalardan biri anlatınca inanamadım.
Meğer okula gazete alınması yasaklanmış.
Hatta daha ileriye gidilmiş.
Daha önce çay-kahve paralarından kesilip gazete alındığı için soruşturma bile açılmış.
Çaresizdi...
"Eeee öğrencilere gazete okumadan haber yazmayı nasıl öğretiyorsun" diye sorduğumda verecek yanıt bulamadı.
"Öğretmeye çalışıyoruz işte" deyip geçiştirdi.

xxx

Arkadaşımın anlattıklarını dinledikçe geçmişe döndüm:
Şanslı kuşaktık galiba...
Bülent Daver, siyaset dersinde önce gazeteleri okuyup okumadığımızı sorguluyordu,
Onur Kumbaracıbaşı ekonomi sayfalarından örnek veriyordu.
Aydın Güven Gürkan, Korkmaz Alemdar...
İyi bir gazete okuru olmadan derslerinden iyi not almak olanaksızdı.
Her gün kantine gelip çayın kalitesini kontrol eden okul müdürü İsmail Bulmuş'a tek şikayetimiz gazetelerin yetersizliğiydi.

xxx
Eski hocaları andıktan sonra arkadaşım, "Şimdi sen bana inanmaz kontrol edersin" dedi; ardından ekledi:
"Okul yönetimine sor istersen. Ben de merak ediyorum, ne yanıt verecekler..."
Gittikten sonra aradım okulu...
Önce internet sitesinden telefonuna bakıp çevirdik.
Karşımızda, mekanik bir ses kaydı, "Hukuk Fakültesi..."
Galiba yanlış çevirdik deyip tekrar denediğimizde ise yine aynı ses...
Meğer İletişim Fakültesi'nin internet sitesindeki ‘iletişim' bilgileri de yanlışmış.
Neyse bulduk doğrusunu ama Dekan bey ‘toplantıda' idi...
Dekan Yardımcısı sağ olsun içtenlikle cevap verdi sorularımıza...
"Evet, gazete alınmaktan vazgeçilmiş. Bütçe, okuldaki yer darlığı, gazeteleri sadece almak değil ciltlemek de gerekiyormuş. Ciltleri koyacak yer bulunamıyormuş. Birkaç hoca aynı odada oturmak zorunda kalıyormuş. Yandaki bina alınabilirse... Öğrenciler gazeteleri internetten okuyabiliyormuş..."
Dekan Yardımcısını uzun süre dinledikten sonra dayanamadım;
"Hocam söz, bir daha sizden staja gelen arkadaşlara kızmayacağım... Onların hiçbir suçu yok..."
xxx
Mezun olalı 25 yılı geçti.
Şimdiye kadar çalışmaktan fırsat bulup diplomamı alamamıştım.
Galiba almayacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder