KARANFİL SOKAK
Bir filmin tanıtımında şöyle deniyormuş;
"İstanbul'a gidip, Ankara'ya döneni gördün mü hiç?"
Filmi izlemedim, hangisi bilmiyorum.
İzlemeyi de düşünmüyorum.
Nedense günlerdir bu sorunun yanıtını aramaktan adını bile bilmediğim filmden soğudum.
xxx
İstanbul, İzmir, Çanakkale, Antalya, Zonguldak ....
Deniz insanlarını tutamayan sadece denizin olmayışı mı?
Şairler, ressamlar, yazarlar;
Öğretim üyeleri, gazeteciler, bankacılar
Sadece deniz olmadığı için mi kaçar Ankara'dan
Denizi olan illerden sadece siyaset için mi gelinir Başkent'e...
xxx
Geçen gün sabah toplantısında Konur'un Karanfil'in yeni halini konuşurken bir şiir okudu Muharrem Sarıkaya;
Can Yücel'den...
Çoğumuzun ilk kez duyduğu;
"Buket diye bahçeli bir meyhane vardı,
Yenişehir'de
Yıkıldı çoktan GİMA var şimdi yerinde
Kenarı küpelerle çevrili o küçücük havuzun
Yamacında bir masa
Cahit Ağabey'le otururduk yaz gecelerinde
Fıskiyenin serpintisiyle sırılsıklamdı muşamba
Zaten Cahit'in gözleri daim yaşlı
"Şunu siliver" derse garsona
Ne Cahit kaldı, ne Buket, ne fıskiye
Yine bu bahar öğlesinde
Fıskiyenin üstündeki o kırmızı top gibi –ister kalpten olsun, isterse-
Hop hop ediyor ya yüreğim bidüziye"
xxx
Karanfil'in yeni halini gördünüz mü bilmiyorum.
Çankaya Belediyesi aylar süren çabayla yeniledi.
Doğrusu çok da güzel oldu.
Yakında heykelleri de gelince daha da güzel olacak
Herhalde en çok da sevinen görme özürlülerdir.
Yollara rahat yürüyebilmeleri için kabartmalar döşendi.
Döşendi döşenmesine de bırakın görme engellilerin o kabartmaları bulmasını, görenlerin bile görmesi, hatta yürümesi bile mümkün değil.
Çoktan işportacı terörüne yenildi o güzelim sokak.
Tenteler yıkıldı;
Eski ‘cafekondu'lar yerlerine çekildi.
Ama ne mümkün bir cafede oturup sohbet etmek.
xxx
Can Yücel'in yüreğini hop hop ettiren ‘Buket Meyhanesi' ile tanışamadım.
Neyse ki, ‘Devlet benim rakıma ne karışıyor' dediği Mülkiyeliler kurtuldu.
Kim istemezdi Can Yücel'in Cahit Sıtkı Tarancı ile oturduğu masada öğle rakılarını yudumlamayı...
Kim hayal etmez Set Kafe'de Attila İlhan'ı; Göksu'da Cemal Süreyya'yı...
Orhan Veli, ‘Olmaz ki böyle de yatılmaz ki' dediği dizeleri hangi evde yazdı?
Barış Manço, o meşhur ‘bir çift kol düğmesi'ni Tunalı Hilmi'de hangi Ankaralı genç kızdan hediye aldı...
Karpiç, eski Ankara Palas, Kürdün Meyhanesi, Üç Nal çoktan sararmış fotoğraflarda kayboldu.
Ya Sanatsevenler?
Nerede öğleden başlayan rakı sohbetleri, paneller, şiir geceleri, konferanslar...
‘Yakındır' demeye korkuyoruz Çalıkuşu'ndan, Kumsal'dan, Tavukçu'dan bahsederken...
xxx
İşte Meclis'teki yasa;
Merkez Bankası, SPK'sı, BDDK'sı...
Hepsi bir torbaya dolduruldu İstanbul'a taşınıyor.
Farkında olan, sesi çıkan, itiraz eden var mı?
xxx
Heykellerine ‘tüküren', ‘su perileri'ni, tablolarını ‘muzır' bulup depoya kaldıran;
Sanatına, sanatçısına sahip çıkamayan;
Kurumlarının torbaya doldurulmasına ses çıkmayan bu ‘boşvermişlik' oldukça daha çok misafir barındırır bu kent.
Giden dönmez...
4 Aralık 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder