GELİNCİK TARLASI
Bugünlerde gözüm yine yollarda...
Kışın kardelenleri, baharda gelincikleri görmezsem hep bir eksiklik hissederim.
Ne zaman dışarıya çıksam gelincikleri arıyor gözlerim.
Doğanın sahipsiz çiçekleridir onlar.
Koparmaya gelmez hemen dağılır narin yaprakları...
İnatçıdır da...
Nerede kök atacak toprak bulsa, boynu kıvrık, fışkırır...
Vakti gelince Ankara'yı da bozkır havasından kurtarır...
xxx
30 yıllık Ankaralılığımın ilk günleriydi...
12 Eylül'ün ilk dönemi...
Başını kaldırmanın, grup halinde dolaşmanın yasak; herkesin birbirine kuşkuyla baktığı, insanların iyice içine kapandığı günler...
Onları görünce inmiştim belediye otobüsünden, okula geç kalma pahasına.
Henüz Ankara Adliyesi yapılmamış;
Yenişehir İstasyonu ile Ankara Garı arasındaki alan çok büyük boşluktu.
Dahası Celal Bayar Bulvarı da yoktu...
Sıhhiye'den Tandoğan'a kadar tren yolunu izleyerek yürümüştüm, gelincikler aşkına...
Ne Ankara'nın bozkırı, ne 12 Eylül'ün karanlık günleri kalmıştı.
Gelincikler tren yolunun iki yakasını kırmızıya boyamıştı.
xxxx
Gar'ın hemen yanı başında Atölyeler vardı; Cer Atölyeleri.
Raylarda bekleyen kocaman lokomotifler, vagonlar, oyuncak olmuştu çocuklar için;
O vagondan bu lokomotife, o makastan, bu çeşmeye sürekli koşturuyorlardı. Tabi yakalanma korkusunun verdiği heyecanla çığlık çığlığa yaşanan küçük çaplı bir macera...
xxx
O dönemin gelincik tarlasında şimdi binalar yükseliyor.
Önce Ankara Adliyesi yapıldı, ardından Celal Bayar Bulvarı.
Sonraları yavaş yavaş Cer Atölyeleri ıssızlaştı, sessizleşti;
Çocuklar oynamaz oldu etrafında.
Tıpkı Havagazı Fabrikası gibi Cer Atölyeleri de zamana değil ama insanın hoyratlığına yenik düşmek üzereydi.
Şimdilerde ise yine kıpır kıpır aynı bölge...
Belki çocuklar oynamıyor, etraf kızıla boyanmıyor ama Cer Atölyeleri yenik düşmedi vefasızlığa.
Bir zamanlar anlam kattığı Ankara'nın kimliğinde bu kez başka bir şekilde yerini aldı.
Başkent'in önemli eksikliklerinden birisini tamamladı; "CERMODERN" adı ile yeniden hayat buldu.
Şimdi aynı bölgede gelincikler bu kez sanat adına fışkırmaya başladı...
Galerileri, kafeleri, heykelleri, parklarıyla yepyeni görünümüyle yeniden canlandı.
"Toplumsal bir eğitim projesi" diye sunuldu; CERNMODERN;
Son yıllarda giderek "sanatsal kültürel" niteliğini yitiren Başkent'e yeni bir vitrin, yeni bir kimlik kazandırmak hedefiyle...
Ankara'nın kimliğine katkısı galiba bizlerin elinde.
25 Mayıs 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder