ESKİLER ALIRIM
Kapıdan içeriye girdiğiniz anda Ayaz yüzünüze çarpıyor.
Üşüten değil, sımsıcak saran, sizi içine çeken bir Ayaz .
Bir renk cümbüşü içinde buluyorsunuz kendinizi.
Boyalar, boyalıktan çıkmış tuvallerde enerjiye dönüşmüş.
Alıp götürüyor, tuvallerin içine çekip düşündürüyor, dans etme isteği uyanıyor içinizde...
XXX
Geçen yıl Kasım ayındaki açılışında bir kez daha Mustafa Ayaz'a, tablolarına ve Müzesine hayran olunca böyle yazmışım.
Aradan aylar geçtikten sonra hala kağıt üstünde müze olamamaktan yakınmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bürokrasisini aşmayı başaramamıştı.
Üstelik açılışı Bakan Ertuğrul Günay yapmasına karşın.
Dün Müzeler Haftası nedeniyle yapılan açıklamaları görünce ilk işim Mustafa Ayaz'ı aramak oldu.
Neyse ki kısa süre önce artık bürokrasi de ‘Müze' olduğunu onaylamıştı.
xxx
Müzeler Haftası nedeniyle yine çok sayıda etkinlik yapılacak.
Nutuklar atılacak.
Ama gerçek yine değişmeyecek.
Bizler bırakın müzeye gitmeyi, nerede olduğunu bile bilmeyeceğiz.
Önünden geçtiğimizde bile fark etmeyeceğiz.
xxx
Bütün medeniyetlere bekçilik yapan Anadolu bir kültür hazinesi.
Neredeyse bütün köylerde bile tarihi bir kalıntı bulmak mümkün.
Talan edilenlerden kurtarılabilenlerin sergilendiği müzeler de geçmişle bugün arasında bir köprü.
Müzedekiler sadece ‘eski eser' değil.
Binlerce yıldır farklı din, kültür ve uluslara yurt olan Anadolu'nun geçmişinden bugüne bir mesaj...
Ama o mesajları alabilmek için bir zahmet müzeye uğramak gerekiyor...
xxx
Dünyanın hangi ülkesinde bu kadar geniş bir tarihi varlık var?
Hangi birimiz farkındayız bu değerlerin...
Gözümüzün önündeki Roma Hamamlarını kaçımız gezdik;
Anadolu Medeniyetleri'ne, Etnografya Müzesi'ne hiç gittik mi?
xxx
Müze deyince sadece ‘devlet' çağrıştırmasına karşın benim aklıma iki ‘Don Kişot' geliyor.
Yaşamını müzeye adayan iki öğretmen...
İkisi de batıdaki örneklerini sadece burjuvaların yaptığını başaran iki Köy Enstitülü...
Birisi Başkent'te; "Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar Merkezi Vakfı"
Diğeri Edremit Körfezi'nde; Tahtakuşlar Müzesi...
Birisi Erzurum Pulur Köy Enstitüsü'nde yeteneğini keşfeden öğretmeni sayesinde yönünü sanata çeviren; imkansızlıkları aldırmadan sürekli yaratan Mustafa Ayaz...
Diğeri Alibey Kudar....
Doğup büyüdüğü Tahtakuşlar köyünde, iğneyle kuyu kazarcasına Etnografya Müzesini kurmayı başaran, iflah olmaz bir öğretmen...
O da Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu.
Birisi bize çok yakın...
Balgat'ta, Dışişleri Bakanlığı'nın, Sayıştay'ın hemen arkasında. Ziyabey Caddesi üzerinde.
Diğeri biraz uzakta...
Altınoluk'tan Akçay'a doğru giderken, yolun 15. km.sinden sağa sapıp iki kilometre kadar tırmanınca Körfezin mavisi ile sırtını yasladığı Kaz Dağlarının yeşilinin içine saklanmış Tahtakuşlar Köyünde...
Ne zaman gitseniz geç kalmazsınız....
18 Mayıs 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder