MED CEZİR
"Deniz, denizcilik öyle bir sevda, öyle bir tutkudur ki bozkırda da olsa insanın yüreğine düşer, bir kere düştü mü de dindirilmesi, bastırılması mümkün olamaz."
Bu satırlar Ankara Yelken Kulübü'nün tanıtım sayfasından...
Ankara'nın denizi yok.
En yakın denize uzaklığı da 270 kilometre...
Ama uzaklık engel değil;
Ankaralının deniz sevdası bitmiyor;
Tabi med-cezirleri de
XXX
Bir süre önce Ankara'da "Boat Show" açıldı.
Karayollarının, izin verdiği, üst geçitlerden, tünellerden geçebilecek büyüklükteki onlarca tekne kilometrelerce uzaktan Başkent'e getirildi.
Neredeyse deniz Ankara'ya uğradı.
İlk defa denize kıyısı olmayan bir kentte yat fuarı açan şirket, ilgi karşısında adeta şaşkına döndü.
O günlerde HT Ankara'da yayınlanan bir haber Ankaralının deniz sevgisinde sınır tanımadığını çarpıcı biçimde gösteriyordu.
Başkent'in dışında, Kabataş Köyü'nde iki kafadar işadamı 22 metrelik yelkenli yat imal edip bir TIR ile İstanbul'a götürüyordu.
Adeta Fatih'in karadan gemileri Haliç'e indirmesi gibi...
xxx
Rakamlar ne derece doğru bilmiyorum.
Tekne satın alanların yüzde 30'unun Ankaralı olduğu söyleniyor.
Başkent'te kaptanlık belgesi veren 4 kuruluş var.
Kimi verilere göre Ankara'da amatör kaptan sayısı 3 binin üzerinde.
Amatörlerin yanı sıra bayrağını uluslararası sular ve okyanuslarda gururla dolaştıran nice kaptan Ankara ehliyetli, ODTÜ Denizcilik mezunu.
Çevrede epeyce dalış okulu var.
Dalgıç olmak isteyenlerin deniz kıyısındaki kentlere kadar gitmesine gerek yok.
Ayrıca hemen her hafta sonu, Ankaralı dalgıçların deniz özlemini gidermek için sayısız turlar var.
Yaz aylarının yaklaşmasıyla da tatil beldelerinde 06 plakalı araçtan geçilmiyor.
Zannedersiniz ki hala Ankara'dasınız....
Ankaralının yüzde 70'i tatilini deniz kenarında geçiriyor.
Okullar kapanır kapanmaz soluğu deniz kıyısında alıyor.
xxx
Bozkırdaki Ankara'nın deniz tutkusuna siyasetin başkenti olması da eklenince maalesef med cezirler eksik olmuyor.
Ankara'nın güçlü çekim merkezlerinin yarattığı med cezirlerin yanında okyanuslardaki med cezirler, adeta ‘küçük med cezir' sayılıyor.
Siyasetin ‘gel git'leri ne yaz tanıyor, ne kış.
xxx
Bugünlerde yine dolunay dönemini yaşıyor Başkent.
Oluşan dalgalar ve etkileri o kadar büyük ki sanki siyasette tsunami yaşanıyor.
Kimse sonunu göremiyor.
Yaratacağı hasarın tesbitini yapamıyor.
Ne zaman durulur belli değil...
Sezen Aksu'nun sözlerini yazdığı, o muhteşem klasik şarkıda olduğu gibi
"Dökülür yediverenler teninden rengârenk
açarsın mevsimli mevsimsiz bir tanem
değişir kokun, ısınır kanım
beni yakarsın
vazgeçilir gibi değil
bu med cezirler
fırtınam, felaketim hasretim
yetmiyor sevişmeler yetmiyor
şiddetin ne hoş
ne güzel şefkatin
sevdikçe sevesim geliyor
ölene kadar peşindeyim bırakmam"
11 Mayıs 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder