17 Ekim 2011 Pazartesi

HABERTÜRK YAZILARI- ŞAKA

ŞAKA

Ahsen, haber peşinde koşarken trafik canavarına kurban verdiğimiz sayısız gazeteci arkadaşımızdan yalnızca biri...
Kaybedeli 14 yıl olmuş.
Koskoca 14 yıl birbirimize takılamamış, şakalaşamamış;
Anılarla yetinmek zorunda kalmışız.

xxx

Bizim mesleğin şakaları meşhurdur.
Arkadaşların birbirlerini işletmeleri yıllarca konuşulur.
O koşuşturmaca, haber atlama, haber atlatma rekabetinin stresi şakalarla atılır...
Hele Meclis basın koridorlarındaki şakalar...
Biz haber konusunda şaka yapmaktan, bir arkadaşımızı işlettiğimizi zannederken haber atlayınca vazgeçmiştik.

xxx

Galiba 90'lı yıllar...
O dönemin en renkli isimlerinden biri de Yılmaz Hacıoğlu...
ANAP'ın TBMM Başkanvekili.
Şimdi mesleği bırakıp Kuşadası'nda emekliliğin tadını çıkaran Cengiz Kuşçuoğlu ile birlikte haftada birkaç gün odasına uğrayıp Hocaoğlu ile sohbet ediyoruz.
Bazen haber çıkmıyor ama muhabbet güzel.
Yine bir gün odasından çıktığımızda bizi gören meslektaşımızı "Yine ne atlattınız" diye sorunca başladık işletmeye...
Aslında kritik bir konu.
Dönemin Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk, HEP milletvekilleri hakkındaki dokunulmazlık fezlekelerini geri çevirmiş, ancak DGM yeniden gönderip parti içinden baskı da gelince çıkış yolu arıyordu.
Biz de kendi aramızda senaryolar geliştiriyorduk.
Arkadaşımız "Yine ne atlattınız" deyince aklımıza o senaryolardan biri geldi.
Cindoruk Ankara dışında, yerine Hocaoğlu vekalet ediyor.
"Hocaoğlu tezkereleri Anayasa Komisyonu'na göndermiş, dokunulmazlıklar kalkıyor..."
Bunu duyan arkadaşımız soluğu bürosunda alıp haberi yazmaya otururken biz Cengiz'le birbirimize baktık:
"Eeee. Biz bunu Hocaoğlu'na niye sormadık..."
Hemen geri göndük tabii...
Rahmetli Hocaoğlu yanına gelene çay kahve ısmarlayıp en az bir saat sohbet etmeden bırakmazdı.
Bizi yeniden görünce, "Gelin. Kahvemizi içtik ama çayı da beraber içelim."
Sorumuza gelince...
"Fezlekeleri Anayasa Komisyonu'na sevkettim. Zaten Cindoruk'un yaptığı yanlıştı..."
Biz işlettiğimizi zannederken meğer günün bombasını kaçırmışız.
Basın bürosuna geri döndüğümüzde ajansta çalışan arkadaş haberini çoktan geçmiş, ortalık karışmıştı.

xxx

Basın bürosunun şaka makinelerinden birisi de Ahsen Çetiner'di.
Taa ki o ‘müteahhit Mercedesi'nin anahtarını lokantada unutuncaya kadar.
Haydar Öztürk ile hemen anahtarı kapıp soluğu arabanın başında almıştık.
Arabayı başka bir yere park edip döndüğümüzde Ahsen telaşta anahtar arıyordu.
Tabii biz görmemiştik.
"Arabanın üstünde unutmuşsundur" diye gönderdiğimizde, Mercedes'ini de bulamayınca olanları siz düşünün...
Sonrasında yediğimiz küfürleri çoktan unuttuk...
Bundan tam 14 yıl önce Demirel'i tatip etmek üzere Balıkesir'e gidiyordu.
Çalıştığı kurum, araç vermemiş, O da şehirlerarası otobüse binmişti.
Acı haber tez ulaştı.
Otobüs Bozüyük yakınlarında kaza geçirmiş, Ahsen'de küçük bir yara vardı.
Ama hastane hastane dolaşmak bitirmişti Ahsen'i.
Kan kaybına fazla dayanamamıştı.
Şaka gibiydi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder