6 Ekim 2011 Perşembe

HABERTÜRK YAZILARI- BAŞKENT MİMARİSİ

BAŞKENT MİMARİSİ

İki tarih üst üste örtüşünce karşılaştırma yapmadan duramıyor insan.
Bir başka gözle bakıyor Bakanlıklara, Eskişehir Yoluna...
Hangisi daha estetik, hangisi daha yaşanılır...

xxx
Bugün Atatürk'ün Ankara hemşeriliğini kabul edişinin 89. yıldönümü.
Önümüzdeki hafta da Ankara'nın Başkent oluşunun yıldönümü.
Ekim ayının ilk haftası ayrıca Dünya Mimarlık Günü olarak kutlanıyor.
Mimarlar Odası, bu iki tarihi dikkate alarak 13 Ekim tarihine kadar süren bir "Mimarlık Şenliği" düzenliyor.
Bu yılın ana teması ise ‘İnsan Hakları ve Mimarlık...'
Mimarlık bir bilim dalı.
Aynı zamanda bir sanat;
Teknikle estetik yaratıcılığı birleştirip binaları tasarlama ve kurma sanatı...
Uzmanı olmayanların ahkam keseceği bir alan değil.

xxx

Uzmanı değiliz ama Başkent'te Atatürk'ün mimari mirasına sahip çıkılmadığını görmek için mimar olmaya gerek yok.
Ulus'tan itibaren Kızılay'a, Bakanlıklar'a bakın yeter.
Cumhuriyet Türkiyesi'nin Başkenti planlanırken eski yok edilmemiş.
İki sembolik öğe ortaya konulmuş;
‘Kale' ve ‘Çankaya'.
Biri tarihi geçmişi, diğeri Cumhuriyet Türkiye'sinin sembolü.
Bu iki sembol arasına Atatürk Bulvarı yerleştirilmiş.
Ulus'tan itibaren iki yanına da şimdi hayranlıkla izlediğimiz anıtsal binalar yapılmış.
Ulus'tan Kızılay'a yolculuk adeta bir Cumhuriyet resmi geçidi...
Ziraat Bankası, Opera binası, TRT binası, Dil Tarih, Etnografya Müzesi, bakanlık binaları...
Bu binalar birilerinin canı istediği için değil, uzun vadeli bir planlama ile yapılmış.
Genç Cumhuriyeti kuranlar, "ben dedim, olacak" deyip emir buyurmamış.
1928 yılında uluslararası yarışma açılmış.
Ankara Şehri İmar Planı yarışması...
Planı hazırlayan Prof. Hermann Jansen de eski Ankara'ya dokunmamış.
Eski ile yeniyi birlikte iç içe yaşatacak yeni bir kent kurulması kararı alınmış.
Cumhuriyetin ideallerini simgeleyen yeni bir kent;
Eğitimi, sağlığı, kültürüyle yepyeni çağdaş bir şehir...

xxx

Aradan geçen sürede Cumhuriyetin mimari mirasına ne kadar sahip çıkıldığı ortada.
Kızılay ve çevresinde binalar çoktan yıkılıp yeniden yapılmış.
Rant her şeye galip gelmiş.
Şimdi o çirkinlik ‘giydirilerek' yok edilmeye çalışılıyor.
SİT alanı ilan edildiği için korunan bazı bakanlık binaları ile Saraçoğlu Mahallesi de kararname tehdidi altında.
Belki onlar da ‘kentsel dönüşüm'e kurban gidecek.

xxx

Arada mimarinin bile olmadığı ‘demirkafes dönemi'ni atlarsak bugünlere de TOKİ mimarisi damgasını vuracak gibi.
Eskişehir yolunda sürekli yeni bir bakanlık binası yükseliyor.
Yüzyıllar önce Mimar Sinan'ın yaptığı Selimiye'ye bakın;
Bir de Eskişehir yolunda yeni yapılan Diyanet Camisine...
Bakanlıklardaki eski Tarım Bakanlığı binasına bakın;
Bir de Eskişehir yolundaki yeni Tarım Bakanlığı binasına.
Bir Yargıtay binasına bakın;
Bir de Eskişehir yolundaki yeni Danıştay binasına...
Aradaki farkları görebilmek için mimar olmaya gerek var mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder