9 Ekim 2011 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI- BİZİM ÖYKÜMÜZ

BİZİM ÖYKÜMÜZ

Herkesin anlatacak bir öyküsü vardır.
Kimi acı, kimi tatlı;
Kimi güldüren, kimi düşündüren...
Bu da bizim öykümüz...

xxx

Geçen hafta bu köşe boş kaldı;
Elimizde olmadan.
İstemesek de o öyküye son noktayı koymak zorunda kaldık.
Ankara'nın en ücra köşesinde başlayan öyküyü yine aynı yerde sonlandırdık.
Bir çok Ankaralı'nın hiç görmediği, gelip gitmediği, adını bile duymadığı Sarıyar'da...
İç Anadolu'nun Kuzey Batı ucunda; Batı Karadeniz Bölgesinin sınırları içerisinde.
Ankara-Eskişehir-Bolu üçgeninin ortasında.
Aslında tarihi Ankara kadar eski.
İlk tunç çağlarından beri yerleşim yeri olmuş.
Kıyısındaki Sakarya'dan can bulmuş asırlar boyu...
Kaderini de baraj belirlemiş.
Bizim kaderimizi de.

xxxx

1950'lerde başlamış yapımı barajın;
Adına da dönemin devlet adamlarından Hasan Polatkan'ın adı verilmiş.
O tarihlerde 400-500 kişi yaşarken bir anda 5 bine çıkmış nüfus.
Almanlarla tanışmış köylüler.
O ise daha küçük bir çocuk.
Ve öksüz...
5-6 yaşlarında kaybetmiş babasını.
İki kız kardeşle, bir ana...
Hayatın yükü erken binmiş omuzlarına.
Daha çocuk yaşta başlamış çalışmaya.
13-14 yaşında çıkmış gurbete.
Kamyonlarda muavinlik yapmış yıllarca.
18'inde kamyon sahibi olunca almış kardeşini yanına, taşınmış Ankara'ya;
"Okutacağım seni" diye...
O Demirlibahçe'deki tek göz ev sadece onlara değil köyden gelen herkese yuva olmuş.

xxx

Kızı, "İşte evleneceğim adam" diye tanıştırdığında korkuyorduk biraz.
Ama o sert görünümün ardındaki sıcak yürek kısa sürede gösterdi kendisini...
20 yıl boyunca da o sevgi hiç eksilmedi.
Büyüyen ailesiyle birlikte o sevgi de büyüdü.
Ama yorulmuştu o kalp;
Doktorların müdahalesi yılların yorgunluğunu gidermeye yetmiyordu.
Artık emeklilik, dinlenme zamanıydı...
Yaz başında Ayvalık'a bıraktığımda dönüş için tarih vermişti.
"Eylül bitmeden gelme... Huzur buluyorum burada..."
Halbuki Eylül bitmemişti daha...

xxx

Hayattaki gibi son yolculuğu da öğreticiydi.
Güzellikleri görmek için ana yollardan sapma cesareti göstermek gerekiyordu;
Kaybolmak pahasına da olsa.
O ücra yollarda insanların önüne kartallar çıkıyor;
Sincaplar, geyikler dolaşıyor.
Gürleyik'te şelaleler gürlüyor.
Ve o şelalenin HES'e kurban gideceği görünmüyor Ankara'da.

xxx

‘Kayınpeder'in sözcük anlamı "baba yerine" demekmiş.
Dün Sarıyar'da bir kez daha vedalaştık babamla.
Eylül bitmiş, hüzün mevsimi gelmişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder