ADAM OLMAK
"Ben düzen kurdum, O büyük adam oldu"
Gazetecilik refleksiyle gördüğüm bir cenaze ilanının kime ait olduğunu araştırırken karşılaştım bu cümleyle...
İki kardeşin öyküsü;
Anne baba aynı imkanları, daha doğrusu aynı imkansızlıkları tanımışlar;
İkisi birlikte yola çıkmış.
Yıllar sonra küçük kardeş, ağabeyi için böyle söylüyor.
xxx
Gazetedeki cenaze ilanında Türkiye Barolar Birliği kurucuların Avukat Cengiz İlhan'ın ölümü duyuruluyordu.
Attila İlhan'ı şiirlerinden, Çolpan İlhan'ı filmlerinden tanıyorduk.
Meğer bir başka kardeş; Cengiz İlhan da varmış.
Ailenin en az tanınanı; kendi tercihiyle...
Halbuki birlikte yola koyulmuşlar gençlik hayalleriyle.
İkisi de edebiyata meraklı.
Biri şiir yazıyor;
"Cebbaroğlu Mehemmed" şiiri ikincilik ödülü alıyor daha lise öğrencisi iken.
Birinci Cahit Sıtkı Tarancı, üçüncü Fazıl Hüsnü Dağlarca...
Diğeri öykü...
Orhan Veli'nin ‘Yaprak' dergisinde yayınlanıyor.
İstanbul Hukuk'ta birleşiyor yolları...
Ama hayallerin peşinden koşmak var...
Rotayı Paris'e çeviriyorlar birlikte.
"Ama oraya gidince anladım ki bu büyük bir macera diyor" ve ekliyor;
"Birader kaldı, ben döndüm. Okulu bitirip avukatlığa başladım. Para kazanmaya başladım..."
Aile kurup çoluk çocuğa karışmış.
Ama boş durmamış.
İzmir Barosu'nu kurmuş, Barolar Birliği'nin kurucuları arasında yer almış.
Edebiyatla da bağını kesmemiş; öykülere devam etmiş.
Mesleğini bir edebiyatçı gözüyle tanımlamış, "Adliye Koridorlarından İzlenimler" kitabında;
"Avukatlıktan başka hiçbir iş hiçbir meslek bir şey isteme ve isteğinin reddedilmesi üzerine kurulu değildir. Reddedilmek avukatın yaşam biçimidir. Hem de kabaca, açıkça ve yüzüne karşı..."
xxx
Son yıllarda kardeşiyle ilgili anılarını yazmaya başlamış; yayınlandı mı bilmiyorum.
Attila İlhan'ın, "Erken dönerek kendine yazık ettin birader" dediğini anlatıyor.
"Belki de haklıdır bilmiyorum. Ben döndüm düzen kurdum, o büyük adam oldu" diyor.
Bu cümleyi okuyunca yeniden hatırladım, Şair'in yıllarca dilimizden düşürmediğimiz mısralarını;
"Ulan Ankara ben senin oğlun değil miyim..."
Ankara'nın ‘düzen'ini hatırlayınca, "iyi ki de değilmiş" diyesi geliyor insanın.
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder