21 Ağustos 2011 Pazar
HABERTÜRK YAZILARI- CAN TAŞI
CAN TAŞI
CAN Yücel'in mezarının parçalandığı haberini okuyunca Kazdağları gözümün önüne geldi nedense;
Tahtacı Türkmen köylülerinin gelenekleri...
Düğünlerini, bayramlarını mezarlıkta yapıyorlar, ebediyete uğurladıkları sevdikleriyle paylaşıyorlar sevinçlerini.
Onlar için mezarlık korkulacak yer değil, bayram yeri, düğün evi sanki...
xxx
Mezar ve mezarlık anlayışı dini inanca, kültüre, ülkelere göre değişiyor ama mezarlıktan korkmak evrensel bir duygu.
"Mezarlıktan geçerken ıslık çalmak" deyimi de sanırın bize özgü...
Kimi kentlerde bir müze gezmek, parkta dolaşmak gibidir mezarlık ziyaretleri;
Ankara'da Anıtkabir'i, Paris'te Panteheon'da dünyanın önemli isimlerinin veya Père-Lachaise'de Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney'in; Moskova'da Novo-Deviçye'de Nazım Hikmet'in mezarlığını ziyaret ederken kimsenin aklına bile gelmiyor ıslık çalmak.
Hani, Kars'ta yıkılan ‘ucube'si ile tanıdığımız heykeltıraş Mehmet Aksoy da Can Yücel'in öldüğünü duyunca insanların ıslık çalmayacağı böyle bir mezar yapmak istemiş.
Şair'in şiirinde de "Şu deniz gören mezarlığın orda" dediği tepede haftalarca güneşi, bulutları, ışığı, gün doğuşunu, gün batışını izlemiş.
Sonunda ortaya bir ‘mezar' değil, yeni bir ‘ucube' çıkmış;
Denize bakan tepede, tam da Can Baba'nın istediği yerde.
Ana karnında bir çocuk görünümünde...
Akşam güneşi vurduğunda Afyon mermerinden yontulmuş taşın içinde, ana rahminde kıvrılmış bir bebek beliriyor. Bebeği anaya bağlayan kordon, bir su yoluna açılıyor ve oradan incecik, bir su akıyor...
Can Yücel şiiri gibi;
Dünyayı, doğurganlığı, yeniden yaşamı anlatıyor.
Korkudan ıslık çalınacak değil, hayat bulunacak bir mekan;
Mezar değil ‘Can Taşı'...
xxx
Aslında mezarında da rahat bırakmayacaklarını çok önceden görmüş.
Yazdığı şiirde uyarmış;
"Beni kuzum Datça'ya gömün
Geçin Ankara'yı İstanbul'u!
Oralar ağzına kadar dolu
Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu'da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk
Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez,
Dediğim gibi beni Datça'ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama!"
xxx
Can Baba'nın mezarlığından geçerken korkmaya da ıslık çalmaya da gerek yok ama belli ki çok korkmuş birileri...
Can Yücel'in ölümsüz şiirlerinden mi, yoksa Aksoy'un ucubesinden mi belli değil.
Gece yarısı gelmiş, balyozları vurmuş birileri...
Can Yücel balyoz yemeye alışmıştı belki...
Aksoy da ‘İnsanlık Anıtı' ile hissetmişti balyozdan daha ağır acının tadını...
Acı olan, bir şairin mezarına, sanata, sanatçıya, sanat eserine saldırıya alışmak...
Daha da acı olan "Ankara'nın sessizliği"...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder