1 Mayıs 2011 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI/ TÜRKÜNÜN RESMİ

TÜRKÜNÜN RESMİ

MESAM'ın resepsiyonunda her gören aynı soruyu soruyordu.
"Hayrola bu nereden çıktı?..."
Elinde son derece profesyonel fotoğraf makinesi, usta bir muhabir edasıyla durmadan çevreyi gözlüyor;
Herkesin kafasındaki imaja aldırmadan deklanşöre basmaya devam ediyordu.
XXX
Arif Sağ'dan söz ediyorum.
Türkiye'nin en büyük bağlama virtüözlerinden...
Hem sağ, hem sol eliyle bağlamayı konuşturan;
Çalarken savrulan perçemiyle efsane olan sanatçıdan...
Arif Sağ'ı Meclis kürsüsünde nutuk atarken de görmüştük,
Oturma eyleminde de.
Ama ilk kez elindeki fotoğraf makinesine tanıklık ediyorduk.
O ise sorulara aldırmadan o anları ölümsüzleştiriyordu.
XXX
Yemekte sohbet ederken yeniden sorduk;
"Hayırdır usta... Nereden çıktı bu fotoğraf merakı?..."
Meğer 35-40 yıldır fotoğraf çekiyormuş.
Şimdiye kadar kullandığı makineleri sıralayınca hakkını teslim ettik.
Karşımızda sadece bir bağlama ustası değil, fotoğraf sanatçısı duruyordu.
"Eee... Neler çekiyorsun peki..."
Soruyu duyunca sanki bağlama çalıyormuş gibi meşhur perçemi yine yüzüne düştü...
"Türkünün resmini..."
Bir sanatçıdan da bu yanıt beklenirdi herhalde...
Nazım'ın "Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin" dizelerinin devamını hatırlamaya çalışırken o uzun bir es verdi;
Ardından bağlamadan dökülen ezgiler gibi devam etti; hafif hüzünlü...
"Ama çekemedim. Daha doğrusu çektiğimi zannediyorum, sonra beğenmiyorum. İyisini, güzelini, daha güzelini arıyorum... Aynı türkülerdeki gibi..."
Arada kürsüde konuşan MESAM Başkanı, sevgili dostumuz Faruk Demir'in birkaç kare fotoğrafını çekti, rakısından bir yudum alıp bıraktığı yerden sürdürdü.
"Türküde sevda vardır, acı vardır. Coşku vardır, hüzün vardır. İsyan vardır. Çoğu zaman iç içedir. İşte ben o fotoğrafı çekmeyi hayal ediyorum. O hayalin peşinden koşuyorum..."
xxx
Parlamento muhabirliğimiz sırasında siyasetçi Arif Sağ'a alışamamıştık.
Kürsüye çıktığında nutuklarını değil, bağlamanın sesini, türkülerini duymak isterdik.
Bir gün kırmadı;
Meclis'te değil, şimdi yerinde yeller esen, Atatürk Kültür Merkezi içindeki Çağdaş Gazeteciler Derneği lokalinde, dost meclisinde buluştuk.
Çaldıkça açıldı, açıldıkça çaldı...
Gece yarısından sonra Belkıs Akkale, Erdal Erzincan da geldi.
Anadolu'nun her yöresinden, her dilden türküler birbirini kovaladı.
Masadan kalkıldığında çoktan güneş doğmuştu.
xxx
O ‘Türkünün resmi' hayalini kurarken biz türkülerin gecesini hayal ettiğimizi söyleyince güldü;
"Doğru, ben de unutamıyorum. O gün kolumu kırdım. Ama gene yaparız"
Umarız siyasetin gergin atmosferi yerine türkünün resminde yine buluşuruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder