KONUR'DA BİR AKŞAMÜSTÜ
Konur Sokak'tayım.
Akşamüstü, iş çıkış saati...
Bir cafede, cam kenarında;
Hayat akıp geçiyor önümden adeta...
Ankara'nın resmi geçidi sanki...
xxx
Kızılay'daki bütün sokaklar birbirine benzer.
Ama Konur farklı...
Bir zamanlar daha farklıydı.
Bir ara siyasi bir idol, sonrasında biraz edebiyat, şimdilerde ise hepsi...
Belki kitapçılardan, belki Mülkiyeliler'den, belki Ezgi'den ve tabii ki dersanelerden, seyyar satıcılardan...
Çalışkan öğrenciler de orada, uçarı gençlik de, eski solcular da...
Türbanlısı, kızıl saçlısı, saçma sapan giyineni, güya metalcisi, rockçısı...
İş çıkışı Sakarya'ya inen memurlar da araya karışınca tam bir Ankara potporisi...
xxx
Tam da, ‘yaşasaydı ne öyküler yazardı' diye Sevgi Soysal'ı hatırlatan saatler...
Bira ve kızarmış patates, illa ki elma dilimi...
İnsan Hakları Anıtı önündeki gösteri az önce bitmiş;
Hâlâ heyecan içinde anlatıyor, konuşması eksik bırakılmış gibi...
Arka masada genç bir kadın sevgilisiyle kavga ediyor;
Belli ki haklı, karşısındakinin sesi çıkmıyor.
Biraz uzakta savcı kılıklı birisi çaktırmadan kulak kabartıyor;
Yoldan geçen genç kız, tezgahtaki iç çamaşırlarını gösteriyor muzipçe.
Mutlaka anneannesi yanındaki, bıyık altından gülüyor;
Şımarık genç bir kız ucuz cansız mankene poz veriyor.
İşte, eskimeyen solcu ağabeyimiz de kareye girdi.
Yanındakini yeni düşürmüş besbelli.
Birazdan başlayacak Mülkiyeliler'de bilindik muhabbet; terim ilaçtır benim misali.
Ama ne çare ki "odam kireç tutmuyor..."
xxx
Hafiften yağmur başladı yine.
Karşıdaki sokak ressamı toparlanmaya başladı; acelesi var.
Yoksa çizdiği masum kızın yüzü ıslanacak.
Acemi pandomim sanatçısının ise umurunda değil.
Kendisini gösteremedi daha; ilgi yeterince çoğalmadı, etrafındaki halka hâlâ zayıf.
xxx
Çankaya Belediyesi yeniliyor Konur'u.
Fena olmadı doğrusu aydınlatma sütunları, etraftan sarkan petunyalarıyla.
Bir de yerler kaymasa...
Kim ne derse desin hâlâ yaşanası Konur'un akşamları...
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder