DEPREM
Doğrusu hissetmedim.
Yoğun bir iş gününün ardından evde yorgunluk atılan saatler;
Elimde kitap, kulağım televizyonda...
‘Teke Tek Özel'de Fatih Altaylı ‘deprem oldu' deyince kulak kabarttım.
Henüz ‘son dakika' bombardımanı başlamamıştı.
Çok geçmedi, Simav'dı merkez üssü...
xxx
İşte o andan itibaren bitmez tükenmez dakikalar...
Doğup büyüdüğüm topraklar, annem babam, ablamlar;
Hani derler ya bir film şeridi gibi...
Evim, ilkokulum, arkadaşlar, akrabalar hatta oralarda bıraktığım kitaplar...
O yılları birkaç kez yeniden yaşadım sanki...
Ama hayat durmuştu.
O zırt pırt çalan telefon denilen alet hiç bir işe yaramıyordu.
Hiç elimizden düşmeyen cep telefonunu bloke olmuş, basit bir oyuncaktan farksızdı.
Çağın icadı yine çağın gerisinde kalmıştı.
xxx
Aslında alışkındım depremlere...
İlk depremi de o topraklar da yaşamış, ilk çadırı da orada görmüştüm.
Henüz Richter ölçeğini de, şiddetini de, aletsel büyüklüğünü de bilmiyorduk.
Meğer 7.6 ile sarsılmışız.
Yıl 1970, aylardan bu kez Mart; kar kış kıyamet...
Merkez üssü, bize biraz uzaktaydı;
Gediz olduğu gibi yıkılmıştı.
Simav da oldukça etkilenmiş, evlere girmek mümkün değildi.
Yörüklük var mıdır bilmem ama dedemin ustalıkla yaptığı çadır sadece bize değil bütün mahalleye yuva olmuştu.
8 yaşında bizim için ise farklı bir macera...
Aylar sonra dönebilmiştik evimize...
xxx
Elimde beni gerdikçe geren işe yaramaz telefon;
Biraz olsun nefes alabilmek için balkona çıkıyorum.
Yine yağmur;
40 yıl önce çadırın içine dolduğu gibi...
İçeriye girip bilgisayara saldırıyorum;
Belki çocukluk arkadaşlarını bulmaya yarayan facebook başka bir ‘sosyal paylaşım' sağlar.
Karşımda geçen dönem milletvekili Erdem Cantimur...
O da birilerine ulaşmaya çalışıyor.
Çaresizliğimizi telefonla paylaşıp birbirimizi yatıştırıyoruz...
İletişim çağında sıfır iletişim.
xxx
Vakit gece yarısını geçmiş...
Bir TV, Kütahya Valisine ulaşmış...
Vali, yolda olduğunu anlatıyor, spiker ise kararlı;
"Ölü var mı, panik var mı..."
Kafayı yememek mümkün değil.
Bir kez daha tanıdık tanımadık herkesin numarasını çevirmeye başlıyorum.
İçimden bir ses...
"Ev telefonunu arasan"
Kendi kendime konuşuyorum artık;
-Yahu deprem... Ne işi var insanların evde...
-Olsun, sen bir kez dene, ne kaybedersin...
Galiba "içindeki sese kulak ver" diyenler haklı...
Karşımda annemin babamın yaşlı, yorgun sesi...
Ne kadar özlemişim meğerse...
22 Mayıs 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder