16 Ocak 2011 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI. AŞK ACISI

AŞK ACISI...

Ne zaman Meclis'e gitsem, onun odasına kayar gözlerim.
Sesi yankılanır kulaklarımda.
Duvardaki çocuk fotoğraflarını görünce, geri geri gider ayaklarım.
Cesaret edemem adım atmaya...

xxx

Bizim kuşak için ‘Emel Abla'
Bizden öncekilerin ‘Kara Bomba'sı
Herkesin ‘aşık' olduğu kadın...
Emel Aktuğ, aramızdan ayrılalı 3 yıldan fazla zaman geçmiş.
PMD Başkanı Göksel Bozkurt, Daily News'teki masasını olduğu gibi koruyor.
Duvardaki fotoğrafları da.
Basın bürosundaki arkadaşların çocuklarının fotoğrafları...
Barış da aralarında.

xxx

Üç gazeteci bir araya gelse sohbetin bir yerinde mutlaka geçer.
Her sohbette yeni bir öyküsü anlatılır; çoğu ilk kez duyulan.
Geçen gece de öyle oldu.
Ben, "Bir bahar akşamı rastladım size şarkısı galiba Emel Abla için yazılmış" deyince anılar anıları kovaladı.
En ilgincini de Metin Aksoy anlattı; nam-ı diğer ‘Arap'
Mesleğimizin duayenlerinden Güngör Yerdeş yazmış aslında;
"Başkent'te Önemli Olaylar ve Yazamadıklarım" adlı kitabında.
Atlamışız.
Bugün bile sansasyon yaratacak cinsten...

xxx

1950'li yıllar.
Fikret Otyam'ın, ‘kara bomba' yakıştırmasını yaptığı ilk günler.
Emel Abla 19-20 yaşlarında çok genç bir kadın...
Sorbonne'u son sınıfta bırakmış; gazeteciliğe başlamış.
Ki, Başkent'te kadın gazeteci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor henüz.
Emel Abla ise kültürü, Fransızcası ve güzelliği ile ön planda.
Meclis'i izlemek için basın locasına girdiğinde bütün vekiller arkasını dönüp bakınca o dönemin Meclis Başkanı Ferruh Bozbeyli tokmağı vururmuş:
"Önünüze bakın. Kürsüyü ters mi çevirdik?!"
xxx

Yerdeş, kitabında şöyle anlatmış olayı:
"Yine bir yaz gecesi, artık Karpiç kapanmak üzere ve hesaplar görülmüş, büyükler önde, küçükler arkada, rica ederim siz önden buyurun... Aman estuğfirullah siz önden efendim bekleyişleri ile cümle kapısının önündeyiz. On-on iki kişi varız. İçimizden biri de güzeller güzeli bir hanım gazeteci. Kendisini Ankara'ya, meslekte irtifa kaydetmesi için Mekki Sait Esen'in İzmir'den getirdiği söyleniyordu... Akıllı, bilgili ve sözünü dudaktan, gözünü budaktan esirgemeyen kuzguni siyah saçlı, nam-ı diğer Kara Bomba Emel Aktuğ...
Özellikle erkeklere mesafeli duran, terbiyeyi herkesten bekleyen Emel'e genç fıkra muharriri bir şeyler söylemiş olsa gerek ki, Emel etrafındakilere şöyle birkaç omuz hareketiyle münasip mesafeye uzaklaştırıp ‘dirsekten takviyeli' bir Osmanlı Şamarı patlattı. Suratta şaklayan bu tokat az ilerideki Atatürk Heykelinin oradan duyulmuştur. Herkes çekilmiş, teşkil edilen halkanın orta yerinde genç muharririn kalıbı boylu boyunca yerde kalıvermişti. Emel sakin bir ses tonuyla son ihtarını yaptı: ‘Her kuşun eti yenmez, anlaşıldı mı?'

xxx

Metin Aksoy, ‘Rüzgarlı Sokak' belgeselini hazırlarken sormuş Emel Abla'ya.
"Az bile yazmış, iki dişi kırıldı, hastaneye kaldırıldı, hala ayak dirseğinde dişlerimin izi durur..."
Kim mi, iki dişi kırılan, ayak dirseğinde Kara Bomba'nın dişlerinin izi duran genç fıkra muharriri?
Kim bilir belki de Çetin Altan'ın bir romanının satır aralarında aşk acısı olarak yerini almıştır.

1 yorum: