2 Ocak 2011 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI/ GEÇMİŞLE GELECEK

GEÇMİŞLE GELECEK



Yeni yılın ilk gününü de çalışarak geçirdik.

Çoğu, ‘dün'den, eski yıldan kalan konularla...

Yeni yıla girilse de geçmişle bağ kopmuyor,

Zaten sorun da koparılmaya çalışıldığında çıkıyor.



xxx

Başkent'te yaşıyorsanız ve siyaseti takip etmeye çalışıyorsanız ‘gerginlik' adeta yaşam biçimi haline geliyor.

‘Sıradan' başladığınız bir gün krizle bitiyor, ‘rutin' gördüğünüz bir etkinlik bir anda ‘olay' oluyor.

"Milli birlik ve beraberliğimize" diye başlayan nutuklar kavgayla sonuçlanıyor.



xxx



Yeni yıl coşkusu da Başkent'in ‘gerilim geleneği'ni değiştirmeye yetmedi.

Son haftayı da krizlerle uğurladık.

Önce Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin yıldönümünde, ‘gelenek'ten kopuldu.

Askerler ve seymenler yürüyemedi.

Oysa alışmıştık.

91 yıl önce Dikmen sırtlarında Ata'yı karşılayan seymenlerin, o asil görüntüleriyle Ankara zeybeği ve yürüyüşü 27 Aralık'ların klasiği haline gelmişti.

Peşinden Harp Okulu öğrencilerinin yürüyüşü...

Bu yıl olmadı.

Gerekçesi ise çok ulvi;

‘Ankara halkını mağdur etmemek, genel hayatı olumsuz etkilememek'

"Trafiğin çok yoğun olduğu ana arterlerde de, ulusal ve uluslararası faaliyetler dışında, gerekçesi ne olursa olsun hiçbir faaliyet" yapılamayacak.

Galiba önümüzdeki 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim gibi bayramlar da krizlere gebe...

Aslında Ankaralı alışkındır trafiğin kapanmasına...

Programlı da değildir.

Günün herhangi bir saatinde, herhangi bir yerde bir devlet büyüğünün geçişi nedeniyle polis yolları kesebilir.

Ama bu ‘kesinti', Ankara'nın geçmişiyle, kimliğiyle bağlantısını kesmez...

xxx

Ankara Valiliği'nin bu kararını kimisi ‘Atatürk'e vefasızlık', kimisi ‘sivilleşme' olarak yorumladı.
Genelkurmay ve kuvvet komutanlıkları sanki hemen Meclis'in karşısında değilmiş gibi, Harp Okulu Dikmen'de değilmiş, Başkent'in çevresinin askeri birliklerle çevrili değilmiş gibi askerlerin Atatürk'e saygı yürüyüşünü ‘demokrasiye aykırı' buldu kimileri...

Sanki Atatürk yaşamının büyük bölümünde asker değilmiş gibi...


xxx



Bir diğer krizimiz Ulucanlar'da idi, ilki kadar ses getirmedi belki de.

BDP Milletvekilleri, bir dönem ‘yattıkları' Ulucanlar Cezaevi'ni bu kez müze olarak gezemedi.

Oysa daha önce ‘kelepçe' ile geldikleri Ulucanlar'ı bu kez ‘kırmızı plaka' ile dolaşacaklardı.

Ama olmadı;

Ulucanlar'ı yıkılmaktan kurtaran, bürokrasiye rağmen burayı gerçek anlamda bir ‘cezaevi müzesi'ne dönüştüren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, kapıları açtırmadı.

Gerekçesi basitti;

"Henüz resmi açılışı yapılmadı"
Halbuki bir gün önce Kültür Bakanı Ertuğrul Günay oradaydı.

O da cezaevlerinin aşinasıydı...

Belki de henüz ‘Bakan' olarak Ulucan'ların ‘müze' olması için prosedüre imza atmamıştı ama anılarını tazeliyordu.



xxx

Geçmişle bağ kolay kopmuyor, zaten koptuğu anda da sorun başlıyor.

Aynen Atatürk'ün Ankara'ya geliş törenlerinde olduğu gibi.

Ulucanlar'da yaşananlar gibi...

Yeni yılı 2010'u unutmadan en iyi şekilde yaşamamız dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder