26 Ocak 2011 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI/ ULAN ANKARA

"Ulan Ankara"


Gerçi Şair, İzmir'de yazmış ama Ankara'ya sesleniyor;
"Ulan Ankara ben senin oğlun değil miyim"
Geçen hafta, şairlerin, sanatçıların Ankara'yı terk etmelerinden dem vururken Cemal Süreya'nın "Ankara, ey iyi kalpli üvey ana" dizelerine yer verince Ahmet Abi telefon etti;
Mesleğimizin duayenlerinden, Ankara Milletvekili Ahmet Tan...
Attila İlhan'ın bu dizelerini anımsattı.

xxxx
Attila İlhan, Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenince İzmir'den Ankara'ya taşınmış.
Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak ve Fena Halde Leman'ı Ankara'da yazmış.
1981'e kadar Başkent'te kalmış.
Sonra diğer sanatçılar gibi İstanbul'a göçmüş.
Biz yetişemedik o günlere...
Cemal Süreya'lı, Enis Batur'lu, Füsun Altıok'lu, Fikret Otyam'lı dönemlere...
Cemiyet'te Hasan Hüseyin;
Set Kafe'de Attila İlhan ile karşılaşamadık.
Kızılay sokaklarında İlhan Berk'i;
İncesu'da Ahmet Erhan'ı göremedik.
Başkent'in resmi binaları, kırmızı plakaları, tünele benzetilen yolları, otoyollara dönüşen bulvarları ile idare ettik.
"İyi kalpli üvey ana" sanki sanatını, sanatçısını kovmuş, sadece ‘devlet ciddiyeti'ni bırakmıştı.

xxx

Yılların Ankaralısı Ahmet Tan, telefonda Attila İlhan'lı Ankara'yı anlatırken sadece eskiye özlem içinde değildi.
Ankara'nın sanata sanatçıya karşı ‘üvey evlat' bakışını eleştiriyordu.
Aynı Usta Şair'in dizelerindeki gibi:
"Hepsi bana bakıyorlar hayli uzak çekimser
Bilmem ki nerem tuhaf ne yanım ilginç
Besbelli gözlerinde hergelenin biriyim..."

xxx

Yetişmiş isimleri sadece İstanbul'a kaptırsak iyi.
En acısı da teröre verilen kurbanlar...
12 Eylül'den önce Bedrettin Cömert, Ümit Kaftancıoğlu,
90'lı yıllarda Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu...
Önceki gün Mumcu'nun katlinin yıldönümüydü.
Karlı Sokak'ın 18 yıl önceki halini unutamıyor insan.
Ya cenaze töreni...
Başkent'in görüp görebileceği bir insan seli...
Hafta içi olmasına, soğuğa, yağmura rağmen milyonlar;
Cumhuriyet Gazetesi'nin önünde İlhan Selçuk'un gür sesi, Kızılay Meydanını, Yüksel Caddesini, ara sokakları dolduranlara ulaşıyor.
Maltepe Camii varmak mümkün değil.
Gazi Mustafa Kemal Paşa Bulvarı hınca hınç dolu.
Cebeci Asri Mezarlığı'na ulaşmak saatler sürüyor.
Gençlik ve Strazburg Caddeleri tıklım tıklım.
Yıllarca çok mitinge ev sahipliği yapan Sıhhiye Meydanı, köprüye çıkmaya çalışanlarla dolu.
Her görüşten, her yaştan kadın erkek, genç yaşlı bir arada.
Cenaze, mezarlığa ulaştığında kortejin sonu hala Kurtuluş'ta...
Öfke sloganlara yansıyor, yağmur gözyaşlarını gizliyor.
Ama Ankara 18 yıldır, bir tuğlayı çekemiyor, cinayetini aydınlatamıyor.

xxx

Attila İlhan'ın dizelerindeki gibi isyan etmemek mümkün değil;
Saat beş çayında aynalı pastaneler
Akşam / sokaklar kirli sarı / linyit kokusu
Ulan Ankara ben senin oğlun değil miyim
Hepsi bana bakıyorlar kötü kötü bakıyorlar
Yüreğimde bir ezinlik ağzımda ekşi bir su
İçimdeki korkuyu göstermeden silmeliyim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder