GERGİNLİKTEN KAÇIŞ
SEÇİM için geriye sayma başladı ya.
Hava oldukça gergin...
Liderlerin stresi insanın üstüne üstüne geliyor.
Haberlerle boğuşurken gerildiğimi farkedince kendimi sokağa zor attım.
XXX
Kızılay, Bakanlıklar, Çankaya deyince nedense insanın aklından ‘seçim' çıkmıyor.
Sıhhiye'den aşağısı ise tarih...
En iyisi ver elini Ulus...
Ortalıkta ne seçim, ne gerginlik...
Hacıbayram yavaş yavaş tarihi kimliğine bürünüyor.
Hal her zamanki gibi hareketli.
Suluhan deseniz cıvıl cıvıl;
Her dükkan ayrı bir renk cümbüşü.
Rengarenk taşlar, firuzeler, mercanlar, sedefler, boncuklar dizi dizi...
Her vitrinde ayrı bir sanat eseri...
Alt kat ise bir başka macera;
Ardından Köşk Mescid'in yanı başında bir çay molası...
xxx
Ulus gezisi bir ‘han'la biter mi?
İnsanın gözü yemiyor yokuşu tırmanmaya.
Ama sonunda Pirinç Han var...
Yolda bakırcıların çekiç tıkırtıları cabası...
xxx
Bir de Ankara için ‘çok gezecek bir yeri yok' denir...
Meğerse keşfedilecek ne çok yer varmış.
Önünden defalarca geçmişim halbuki...
Küçük bir tabela;
Ahiler El Sanatları ve Antikacılar Çarşısı.
Neyse ki yetişmem gereken bir yer yok.
Zaten siyasetin gerginliğinden kaçmadım mı?
Tezhip örneklerinden, tablolara kadar şaşırtıcı bir koridor.
Ve ilginç bir yazı:
"Burada sadece yalnız ve güzel ülkemin sanatçıları ve zanaatkârları tarafından üretilmiş el sanatı ürünler bulunur."
Taşlar, gümüşler çağırıyor içeriye.
Meğerse bedensel engellilerin elinden çıkmış o yüzükler, kolyeler...
Bedensel Engelliler Güçlendirme Vakfı'nın atölyesiymiş aynı zamanda.
Eğitmen Hasan Aydıngün'den öykülerini dinleyince daha bir sıkı sarılma gereği hissediyor insan yaşama...
xxx
Pirinç Han'ı es geçiyorum yeni yerler keşfetme adına.
Zaten akşam da olmak üzere;
Dükkanlar yavaş yavaş toparlanmaya başlamış bile.
Ama bir gramofon sesi çağırıyor; cızırtılı;
Fonda Zeki Müren'in şarkısı;
‘Aklımda sen, fikrimde sen..."
Adı da Gramofon Kafe imiş zaten...
Akşam çayı da oradan...
xxx
Kaçamağa son verip ‘siyasetin gerginliği'ne dönünce siyasetin gülen yüzü Erdal İnönü'nün doğum günü nedeniyle gelen ilginç bir mesaj...
Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran'dan;
Özal'ın başbakanlığı döneminde bir anı:
"Rahmetli Özal'ın Özel Kalem Müdürüydüm. Özal, Erdal Bey'e ‘Boyu uzun aklı kısa' dedi. Tüm gazeteler manşetten. Çok üzgündü. ‘İnşallah Erdal Bey ‘Boyu kısa... ' dese de kurtulsam dedi. İki gün bekledik Erdal Bey'den cevap yok. Özal ‘Erdal Bey'i arar mısın' dedi. Aradım, görüştüler.
-Erdal özür diliyorum söylememem gereken bir şey ağzımdan kaçtı
-Başbakan özür dilemez.
-Malatyalı Turgut, Malatyalı Erdal'dan özür diliyor' Gülüştüler."
Peşinden bir başka haber;
"Türkiye espri yoksunu ülkeler liginde üçüncü sırada..."
Siyasetteki gerginlikten de belli değil mi?
8 Haziran 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Pirinç Han'ı nasıl es geçersin bakiiiimmmmm
YanıtlaSil