22 Haziran 2011 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI/ YARALI COĞRAFYA




‘Derme çatma' tabiri bile yetersiz...
Rüzgara bile gerek yok;
Sanki üflesen yıkılacak.
Çadır desen değil;
Kulübe hiç değil.
Yere saplanan birkaç sırık, ne bulunursa etrafı çevrilmiş.
Sığınmaya yetmez ama...
xxx
‘Sığınmacı' kavramı uluslararası hukukta, yasalarda nasıl tarif edilirse edilsin, nasıl cümle kurulursa kurulsun herhalde hiçbir yazı, bu fotoğraftaki kadar sığınmacıların dramını iyi anlatmıyor.
Bu fotoğraf karesi arkadaşımız Ateş Tümer'e ait.
Suriye sınırında çekti.
Ülkeleri, insanları farklılaştıran; iyi günde ayıran zor günde buluşturan o çizgide.
Çekerken yüreği nasıl dayandı bilemiyorum.
Ölüm korkusu da var, yaşam sevinci de, umut da...
Fotoğrafta inanılmaz bir ayrıntı;
O ‘çadırımsı'ya kapı niyetine ters asılmış bir battaniye.
Ve üzerinde dünyanın en güzel sözü;
"Seni seviyorum..."
Onlar okuyabilse de okuyamasa da...
xxx
Yıllarca Diyarbakır'da görev yapan gazeteci arkadaşım Mürsel Acay'ın kitabı da masamın üzerinde günlerdir...
"Yaşamın Renkleri..."
Irak Savaşı sırasında vizöründen gördüğü acıyı yüreğinde hissederek çektiği fotoğraflardan oluşan bir albüm.
O acımasız kan kokusu ortasında yürek çırpınışlarının tanıklığı...
Türkçe-Kürtçe-İngilizce...
xxx
Sığınmacılarla ilk karşılaşmam 1991'deki meşhur Kürt göçü sırasındaydı.
O zaman da Saddam'ın zulmünden kaçan çoluk çocuk, genç yaşlı yüz binlerce Kürt Irak sınırına dayanmıştı.
Bölgeye helikopterle ulaşabilmiş, onların bulunduğu dağa tırmanırken yaşadığımız her an yüreğimize işlemişti.
Yol kenarında, şimdi benzerini sadece antikacılarda görebileceğimiz rengarenk boş beşik günlerce rüyalarıma girmişti.
İnsanı insanlığından utandıran anlar...
xxx
Umarım bu yaralı coğrafyada bir daha Mürsel de Ateş de böyle fotoğraflar çekmek zorunda kalmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder