ÖZGÜRLÜĞÜN NOKTASI
Daha dün gibi...
Kavgalı gürültülü bir dönem sona ermiş;
Genel Kurul'da vedalaşma fotoğraflarını yayınlamıştık.
Seçim kampanyası ne kadar gergin geçse de yeni Meclis yeni umut olacaktı.
Ama olmadı...
xxx
Ankara krizlere alışkındır aslında...
Krizlerin hem kriz üretim, hem de çözüm merkezidir...
Şimdi de nur topu gibi yeni krizlerimiz oldu...
Türkiye yeniden ‘maphus milletvekili' kavramı ile tanıştı.
xxx
2 Mart 1994...
O günü unutmak mümkün mü?
Kürsüde Coşkun Kırca;
"Demokrasinin çizdiği sınırlar içinde istediğinizi yapmakta, istediğinizi söylemekte özgürsünüz..."
Bir yandan da parmağıyla ‘demokrasinin sınırları'nı çiziyordu.
Ama ne sınır...
Çizdiği dairenin çapı noktadan büyük değildi...
O tarihten buyana defalarca seçim, referandum yapıldı;
Anayasadaki, yasalardaki her değişiklik ‘reform' diye adlandırıldı.
Ama geldiğimiz nokta yine cezaevi...
xxx
O gün dışarıya çıkanlar Meclis kapısı önünden gözaltına alınıyordu.
Yaka paça hem de...
İçeride kalan milletvekilleri ise ‘boykot'u tartışıyordu.
Meclis çalışmaları bitmiş, ama dokunulmazlığı kaldırılanlar eyleme başlamıştı. Genel Kurul salonunu terk etmiyordu.
O gün Meclis'i yöneten Fehmi Işıklar da kürsüden inip eyleme destek vermişti.
Bir süre sonra O'nun da kaderi aynı oldu; milletvekilliği düştü.
O ‘boykot' bir gece sürdü.
Sabah ilk işleri Meclis berberine gitmek oldu.
Polisin, savcının karşısına hırpani bir yüzle çıkmak istemiyorlardı.
Sabaha kadar gergin ve uykusuz bekleyiş yormuştu.
xxx
Bu ülkenin siyasi tarihinde bazıları o günü ‘2 Mart Darbesi' olarak yazdı.
Herkes olaya kendi penceresinden yaklaştı.
Çok şey yazılıp söylendi.
Mahkemelerde hesaplaşıldı.
Ama o gecenin öyküsü sanıyorum yazılmadı.
İnsanların umutları, hedefleri, pişmanlıkları o gecenin sohbet konusuydu.
Kendilerini neyin beklediğini biliyorlardı.
Zaten nezarethaneye, polis, savcı sorgusuna alışkındılar.
Espri yapmaktan geri kalmıyorlardı.
Evlerden gönderilen yemekler, demli çaylar eşliğinde sabaha kadar süren sohbetler...
xxx
O gecenin notlarını yıllar sonra çok aradım.
Ne yazık ki iyi saklamamışım.
Saklanmayan notları, hafızalar da saklamıyordu.
Ahmet Türk ile o geceyi Kasr-ı Kanço'da konuşacaktık.
Beş yıl kadar önce randevulaştık da.
Ama o gecenin bir başka kahramanı, Orhan Doğan aynı tarihlerde yaşama veda edince o plan da yattı.
Mardin'deki buluşma ise sadece röportaja yetti.
xxx
Aradan 17 yıl geçtikten sonra yine boykotu tartışıyoruz;
Yine cezaevindeki milletvekillerini konuşuyoruz.
O dönem sadece bir kesimdeki milletvekilleri cezaevine gönderiliyordu.
Şimdi her kesimden...
Sorunların çözümü için yapılan seçim Türkiye'yi yeni sorunlara gebe bıraktı.
17 yıl önce Coşkun Kırca'nın Meclis kürsüsünden çizdiği ‘demokrasinin sınırları' galiba aynı...
26 Haziran 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder