İKİ ANKARA SENARYOSU
"Ankara'da senaryolar bitmez...
Hemen her olayda bir senaryo üretilir.
Siyasetçisinden gazetecisine, bürokratından akademisyenine her duruma uygun bir senaryo mutlaka hazırdır...
Adeta bir Senaryo Üretim Merkezi gibi çalışan Başkent'te sözcük anlamıyla bir film senaryosu maalesef yazılmaz..."
xxx
Bu satırları bir yıl önce yazmışız.
Ama yanılmışız...
Meğer şapka çıkartan senaryolar yazılır, film çevrilirmiş.
Hem de ‘vay be' dedirten cinsten...
xxx
Son iki gündür Başkent'te hemen herkes iki senaryoyu konuşuyor.
İkisi de ‘Ankara merkezli'...
Biri Meclis'teki ‘yemin krizi';
Şimdiye kadar örneği yok.
Diğeri ise Behzat Ç.
Bir Ankara Polisiyesi...
xxx
Televizyonda dizi oluncaya kadar ‘afili filintalar'dandı.
Dizi meşhur olunca da ‘afili' bozmadı, Emrah Serbes adı sadece ‘bilen çevrede' kaldı.
Müzikleri de yüreğimize kazındı.
Ne de olsa onlar da Ankara'nın ‘Pilli Bebek'leriydi.
Doğrusu oyuncular da hakkını verdi;
Biplenen küfürleriyle, yumruklarıyla, meyhanesiyle, pavyonuyla da içselleştirildi.
Kimi zaman kızdırdı, kimi zaman güldürdü;
Sosyal, siyasal mesajlarıyla bam teline bastı.
Ama nefret edilen karakteri olmadı.
Behzat'ı, Harun'u, Hayalet'i, Akbaba'sı, Eda'sı içimizden biri oldu.
Ne Savcı Esra, ne pavyondaki Gönül'le gönül ilişkisi yadırgandı.
Memduh Başkan ‘derin Ankara', abisi Şevket klasik Ankaralı yöneticiydi...
Şule, bütün ODTÜ'lü kızlar gibiydi.
Final bölümüyle de herkesi şaşırttı.
xxx
Yeni sezonda nasıl bir Behzat karşımıza çıkar bilinmez.
Böyle bir finalin üzerine ne yazarlar birkaç ay sonra nasıl olsa göreceğiz.
Ya Meclis'teki senaryo...
Herkesin bir fikri var;
Ama nasıl sonuçlanacak kimsenin bildiğinden emin değilim.
xxx
Dün Meclis bahçesi ‘panayır yeri' gibiydi.
Hemen her köşesinde bir canlı yayın...
Herkes sürekli akıl veriyor; bilse de bilmese de.
Her kanalda sonu gelmeyen ‘son dakika'lar...
Sürekli bir bilinmezlik hali...
xxx
Halbuki yeni dönem yeni bir umut olacaktı.
Meydanlarda verilen sözlerin tutulması bekleniyordu.
Daha ‘Bismillah' demeden birileri devreye girdi;
Anayasa, TCK, Siyasi Partiler, Seçim Yasası, Adli Sicil Yasası derken listeler alt üst oldu;
Kimilerinin oyları boşa gitti.
Oy verenler verdikleriyle kaldı.
Oy alıp seçilenler de seçildikleriyle...
Meclis kürsüsünden yemin etmeyi beklerken hücrelerinde seyirci kaldılar.
Meclis'in en ‘kutsal' gününe de gölge düştü.
xxx
Meclis maalesef yeni döneme yaralı başladı.
Bir an önce tedaviye başlanması, merhem sürülmesi gereken bir yara.
Ağızlardan ‘sağduyu, sorumluluk' çağrıları eksik olmasa da ne yazık ki düne kadar herkes yaraya bıçak saplama peşindeydi.
Meclis'te senaryo eksik olmaz; şimdiye kadar olmadı da.
Ama böylesi ne yazıldı, ne oynandı.
Kusura bakmayın ama elinize sağlık diyemeyeceğiz.
29 Haziran 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder