1 Haziran 2010 Salı

HABERTÜRK YAZILARI/ BU TOPRAKLAR

BU TOPRAKLAR

“Ankara Ankara olalı…”
Bu şekilde başlayan cümle herhalde çok şehre yakıştırıldı.
Ama Ankara için sanıyorum hiç kullanılmadı.
Son dönemde yaşadığımız gündem konularını gözümüzün önüne getirirsek galiba böyle bir cümle kurmak gerekecek.
Cümlenin sonu nasıl olur; o kişiye göre değişebilir…
xxx
Neredeyse 20 yıldan fazla süredir Başkent’te gazetecilik yapan birisi olarak galiba son dönemdeki gibi bir gündemle karşılaşmadım.
Anayasa, kaset skandalı, istifalar, kurultay…
Üzerine sayısız komplo derken…
Bir tartışma konusunu bitirmeden yeni bir gündem…
Hiç birisi yeterince irdelenmiyor, yeterince anlaşılmıyor.
İnsanın başının dönmemesi, kafasının karışmaması mümkün değil.

xxx

Böyle dönemlerde, boş zamanlarımda kendimi kitaba vururum.
Ya şiir, ya tarih veya roman…
Ama mutlaka gündem dışı…
Şimdilerde de elimde farklı bir kitap;
Usta romancı Amin Maalouf’…
Bu kez roman değil, roman tadında bir tarih kitabı.
“Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri”
Çeviren de uzman bir isim;
Mehmet Ali Kılıçbay…
700-800 yıllık bir geçmişe, geçmişin gerçeklerine, günümüzün saplantılarına ışık tutan bir belgesel…

xxx

Şansızlığa bakın ki, daha kitabı yarılamadan patlak veren İsrail krizi.
Gazze’ye yardım götürenlere canice saldırı;
Ocaklara düşen ateş…
Çocukların gözyaşları…
Telefonda hala kulakları tırmalayan, yürekleri yakan ses;
“Babam şehit oldu…”
Sokaklarda yeşil bayraklı gösteriler…
Kürsülerde nutuklar, ekranlarda yorumlar…
Ve uluslararası bir kriz…
xxx

Amin Maalouf’un bu kitabı, Haçlı Seferlerine faklı bir bakış açısı arayanlar için bir başucu kitabı...
Ankara’nın hiç serinlemeyen havasına düşen yeni sıcak gündem maddesini anlamaya çalışanlara farklı bir mercek…
Bir yanda Arap – İsrail sorunu konusunda kafa patlatırken diğer yandan bu olayın hangi komplonun parçası olduğuna ilişkin komplolardan yorgun düşen beyinlere bir jimnastik aracı…
xxx

Genel tarih anlayışı Haclı Seferlerini hep dini temellere dayandırıyor.
Bölge tek tanrılı dinlerin çıkış noktası olması nedeniyle her dönem olduğu gibi o günlerde de ilgi odağıdır.
Avrupa doyuramadığı yoksul halkını Doğu’ya “ulvi” amaçlarla gönderirken, bölge halkı paramparçadır.
Kişisel eğilimler, zaaflar ve kültürel farklılıklar nedeniyle aynı kökten gelen insanlar bile bir araya gelmeyi, ‘ulusal çıkar’ gözüyle bakmayı başaramaz.
Haçlı Orduları saldırıya geçtiğinde yanlarında “Müslüman” destekçiler bulur.
Bir kısım ‘kabilelerin’ işine gelmiştir Haçlılar…
Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran efsane komutan Selahaddin Eyyubi, ulusal ya da dinsel birliği ayağa kaldırdığı için değil bölgedeki en güçlü komutan olduğu için başarılı olmuştur.
xxx

Haçlı Seferlerinden sonra Müslüman dünyası içine kapanmış, hoşgörüsünü yitirmiş, marjinalleşmiş, belki de gelişme yörüngesinden uzaklaştırmıştır.
O günlere takılıp kalmıştır…
Avrupalılara ise modern çağın kapısını aralamıştır.
Amin Maalouf’un “Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri”nden bugüne bakınca insan düşünmeden edemiyor;
“Hiç de değişen bir şey yok…”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder