9 Haziran 2010 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI/ DOLU BOMBARDIMANI

DOLU BOMBARDIMANI

Ankara hafta sonunda dolu bombardımanına teslim oldu.
Şiddetli yağmurla birlikte ceviz büyüklüğündeki dolu, yaşamı resmen durdurdu.
Meteoroloji uyarmıştı ama galiba bizim gibi kurumlar da dikkate almadı.
Belki de bu kadarını beklemiyorduk….
Meteoroloji yine uyarıyor;
Şiddetli yağışlar birkaç gün daha sürecek.
Umarız İstanbul’daki kadar etkili olmaz;
Hayatı felç etmez.
xxx

Ben Pazar günü dolu bombardımanına Ümitköy’de yakalandım.
Sığındığım markette metrekareye düşen insan sayısı herhalde matematik ve fizik kurallarını zorlayacak cinstendi.
Şanslıydık.
Dışarıda kalanlar ise çaresizdi.
Cadde adeta bir dere gibi akıyor;
Dolu, Ebabil kuşlarının düşman ordusunun üzerine taş yağdırması gibi yağıyordu.
İnsanlar, sığınacak bir çatı altı bulmak için koşturuyor, araçlar selin ortasında bekliyordu.
Yarım saat sonra kentteki manzaralar korkunçtu…
Alt geçitler su dolmuş, rögar kapakları patlamış, ağaçlar devrilmiş, çok sayıda ev ve işyerini su basmış, araçlar yolda mahsur kalmış, camları kırılmış, kaportaları hasar görmüştü.
Doğa adeta intikam alıyordu;
İnsanoğlu ise çaresiz….
xxx
Ankara aslında bir dereler kentidir.
Kavaklıdere, Hoşdere, Dikmen Deresi, Bentderesi, İncesu Deresi, Bülbülderesi, Bademlik Deresi, Kıbrısköyü Deresi, Hacı Kadın Deresi, İncesu Deresi, Çubuk Çayı, Hatip Çayı, Dikmen Deresi, Bayındır Deresi, Kutlugün, Kepir, İğdeli, Macun, Ergazi, Söğütlü, İmrahor, Çayyolu...
Ve çoğumuzun adını geçen yılın son haftalarında skandallarla duyduğu Cevizlidere, Kirazlıdere...
Dünyanın belli başlı kentlerinin içinden nehirler geçerken, ülkeler kentlerini, içinde geçen nehirlerle pazarlarken Ankara'da yer altından akar dereler…
Bütün dünyada çevresine yaşam getiren, canlılık katan dereler, Ankara'da gizliden gizliye süzülür.
Ne taşıdığı, hangi pisliği nereye götürdüğü bilinmez.
xxx

Geçen yüzyılın başındaki mesire yeri Bentderesi artık sadece genelev semtidir.
Kavaklıdere'de ne kavaktan eser var ne de dereden...
Hoşdere'de ne hoşluk var ne dere…
Ya Bülbülderesi…
Var mı, Bademlik deresi, Hacı Kadın Deresi'nin yerini bilen?
İncesu hala ince ince mi akıyor?
"Bir zamanlar köprüler vardı, derelerin üzerinde" diye rivayet ediliyor;
Kolej köprüsü, Tuna Köprüsü, Harbiye köprüsü...
Bırakın üzerinden geçeni, bilen, duyan bir Ankaralı var mı?
xxx
İnsanlık tarihinin temelidir.
Su hayattır; geçtiği yere can katar.
Kurutulunca yaşam da kurur...
Beton binalara kurban edilen, kentleşme adına yok edilen, yer altına itilen dereler Ankara'da gizliden gizliye akar.
Neleri yok ettiği, hangi pisliği taşıdığı bilinmez,
İlk yağmurda da intikamını alır…
xxx

Yıllar önce bir maden ocağının girişinde görmüştüm;
“Önce tedbir, sonra tevekkül”
Yanında da başka bir tabela:
“Baretini tak”
Artık önce önlem mi alacağız…
Yoksa “Allah’ın takdiri” deyip, “35 günde alt geçidi bitirdik” diye övünmeye devam mı edeceğiz…
Belki de en iyisi “Bu işin fıtratında var” demek…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder