15 Haziran 2010 Salı

HABERTURK YAZILARI- BEHZAT'IN ANISINA

"ÇİFT CAMLARDAN SES GELMİYOR"

Aşıkların harman olduğu yerde doğmuştu.
Sivas'a, memleketinin aşıklarına, yaşadığı kente Ankara'ya, Ankaralı'ya aşıktı.
Çevresine duyarsız kalanlara sinirlenir, hesap sorardı...
Bazen çektiği fotoğrafları da gönderirdi;
"Yakışıyor mu Başkent'e, Ankara bunlara mı layık, baksana şuna..."

xxxx

Dün sabah işe geldiğinde aklımda Mina Urgan vardı...
‘Dinazor' yaşama veda edeli 10 yıl olmuştu.
Ama ‘erken ölüm' haberi bu kez çok erken geldi;
"Radikal'den Behzat Miser kalp krizi sonucu..."
Böyle bir cümlenin sonu yakışmıyordu Behzat'a...
Böyle bir cümle kurulmamalıydı.

xxx

Oysa yaşanacak çok şey vardı...
Şair'in dediği gibi "Her ölüm erken ölümdür"
Ama, Cemal Süreya bu kez yanılıyordu;
Behzat için "Üstü kalsın tanrım" demek haksızlıktı.
Helin ile, Mustafa ile kurulan hayallere, yaşanacak günlere yazık olmuştu.
Gidilecek çok yer vardı Helin'le...
Mustafa daha lunaparkın tadını alamamıştı.
Daha evde yeni doğum yapan ‘Beyaz'ın yavruları bile sevgisine doyamamıştı.

xxx

Daha Yaşar Kemal'i anlatacaktı;
10 yaşındaki Heliniyle birlikte 23 Nisan'da yaptığı röportajın perde arkasını...
"Gazetecilik ve babalık heyecanımı bin kat daha artırdı" dediği,
"Kızıma, çocuk bayramında en güzel hediyeyi verdim" dediği Yaşar Kemal röportajını konuşamamıştık daha...
Daha okuyacağı, tanıtacağı, önereceği, eleştireceği çok kitap vardı.
Radikal Kitap ekini aldığımızda ‘bu hafta ne yazdı' diye merak edeceğimiz çok yazısı vardı..

xxx

Behzat'ın sevgi dolu yüreği neye isyan etmişti de dayanamamıştı daha fazla atmaya...
15-16 Haziran direnişinin 40'ıncı yılında Behzat'ın yazacaklarını merak ederken o kalp neden durmuştu?
Yaz gelmişti;
Başkent'e hiç yakışmayan, Ankara'yı görgüsüz Arap kentlerine benzeten fıskiyelere isyanını...
Hiç kullanılmayan, nerdeyse evlerin içinden geçen üst geçitleri yazacaktı daha.
Her yağmurda köstebek yuvasına dönen Ankara sokaklarından çekeceği çok fotoğraf vardı daha...
Batıkent metrosunun kızılacak çok yönü vardı...
1999'da yazdığı "Ankara'ya Ne Oldu"ya eklenecek o kadar çok şey vardı ki...
Uğruna işsiz kaldığı ‘Onurlu Kalem' neden durdu?

xxx
Sivaslıydı Behzat...
Dünyanın, Türkiye'nin kaderinin değiştiği 1968'de doğmuştu.
Belki toprağından;
Belki doğduğu yıldan...
Sevgi doluydu;
Çocuklarının etrafa 'sevgi, güzellik ve bereket' saçmasını istiyordu.
İsyankardı...
İsyanından, onurlu duruşundan ödün vermedi,
Haksızlığa göz yummadı.
Ama gözlerini yumması haksızlıktı.
Ne denir ki ölüm hakkında...
Daha şimdiden özlemekten başka elden ne gelir ki.

xxx

Sivaslıydı Behzat;
Kendi deyimiyle ‘Aşıkların harman olduğu' yerden...
Ama Behzat olmadı.
O çok sevdiğin türküdeki gibi
"Çift camlardan ses gelmiyor oy"

1 yorum: