Dostumuz Faruk Demir çıktı geldi ansızın...
Sazıyla, sözüyle...
Neşet'iyle, Leyla'sıyla...
xxx
"Allah kimseyi eski siyasetçi yapmasın" derler...
Aslında buna bir cümle daha eklemek lazım...
"Allah kimseyi eski gazeteci yapmasın..."
Zordur kopmak.
Hep eski günler anılır;
Bütün cümleler ‘ben' diye başlar...
Ama Faruk Demir başka.
Tanıtmak için yanına ‘eski milletvekili' sıfatını koymayı gerektirmeyen ender siyasetçilerden...
Hatta ‘siyasetçi' bile demeye gerek yok.
Tek başına ‘gerçek' sıfatı yeterli zaten;
‘Sanatçı'
"Türk Halk Müziği ses sanatçısı" unvanıyla TRT'de çalışırken milletvekilli seçildiğinde de sanata ara vermemişti.
Siyasetten değil, sanattan kopamayanlardan...
xxx
Önceki akşam en yorgun anımızda çaldı Habertürk Ankara Bürosu'nun kapısını.
Oturduğunda temsilcimiz Muharrem Sarıkaya'nın odasında;
Fazla söze gerek bırakmadı.
Aldı sazı eline;
"Neredesin sen..."
xxx
Neşet Ertaş toprağa verileli bir hafta oldu.
Ama her şeyde olduğu gibi çok çabuk ‘tüketti' televizyonlar.
İlk günlerdeki programlar azaldıkça azaldı;
Adı geçmez oldu...
Veda ettiği ‘yalan dünya'nın ekranlarında ‘yalan' oldu sanki...
Neyse ki ‘yalan' olmayacak o kadar eser bıraktı ki, televizyonlar unutsa da türküleri her yerde...
xxx
Türkü bittiğinde Neşet'i anlattı;
İzmir'de yattığı hastane odasında ziyaret etmişti.
Önce MESAM heyetiyle gitmiş;
Sonra yeniden...
Sohbet etmişler yormadan.
Anı olarak fotoğraf çekmişler;
Ama hiçbir yerde yayınlanmayacak.
O dev, o yatakta görülmeyecek.
‘Leyla' ile tanışmışlar hastanede...
Leyla'yı anlattı önce iki cümleyle;
Sonra aldı sazı yeniden eline:
"Yazımı kışa çevirdin..."
xxx
Faruk Demir siyasete de sanata da devam ediyor.
Söz yazarlığı ve besteler, derlemeleriyle türkülere yeni türküler kazandırıyor.
Sanata, sanatçıya hak ettiği gereken değer verilmese de.
Neşet Ertaş'a yapılan haksızlıklara geldi sıra;
Unesco ‘Yaşayan İnsan Hazinesi' olarak ilan etmişti.
İstanbul Teknik Üniversitesi, Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı da ‘fahri doktor' unvanı vermişti.
O günleri anlattı Faruk:
Kendisinin de mezun olduğu okulda, Neşet Ertaş'a ‘fahri doktora' unvanı verildiği için kopan fırtınaları;
Bu yüzyılın Pir Sultan'ına ‘unvan' verilmesine nasıl çağdışı gerekçelerle karşı çıkıldığını;
Sonra aynı insanların ölümünün ardından nasıl büyük büyük laflar ettiğini...
xxx
Faruk aynı zamanda ‘hoca...'
Sazı alıp eline uygulamalı şekilde ‘Neşet tekniğini' gösterirken dayanamayıp sorduk;
"Yeni Neşetler umudu var mı..."
Zor, ona göre...
Ama, bu topraklarda bu acılar olduğu sürece;
Çocuğu dünyaya geldiğinde sazı göbeğine koyan abdallar yaşadığı sürece
elbette yeni Neşet'ler olacak.
Yeter ki biz değerini bilelim.
Bir dahaki sefere ‘Zahidem'i de isteriz Faruk....
6 Ekim 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder