"GAZEL AYI"
Eskiden Teşrin-i evvel denirmiş;
Süryaniceden kalma bir ad.
Aramice 'Tişri'den geldiğini söyleyenler de var.
Cumhuriyet'ten sonra İlk Teşrin ya da Birinci Teşrin olarak kullanılmaya başlanmış.
15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren bir yasa ile adı değiştirilmiş;
Ekim olmuş, tarlaların sürüldüğü dönem yani...
xxx
Son günlerde gelen elektronik postalardan 'anma' mesajlarını okuyunca aklıma geldi birden;
"Gazel ayı"
Çocukluk günlerinden çağrışım yapan bir deyim.
Anadolu'da ekim ayı için ‘Gazel ayı' da denir.
Kuruyan gazellerin, yaprakların dökülme ayı...
Sadece kuru yapraklar dökülse keşke;
Ne çok yaprak düşmüş, nice çınarlar kurumuş meğerse...
xxx
Ahsen;
Haber peşinde koşarken trafik canavarına kurban verdiğimiz sayısız gazeteci arkadaşımızdan yalnızca biri...
Bundan 15 yıl önce 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i takip etmek üzere Balıkesir'e giderken Bozüyük yakınlarında geçirdiği trafik kazası değil, küçük bir yara için hastane hastane dolaştırılması aramızdan almıştı Ahsen Çetiner'i.
Kaybedeli 15 yıl olmuş.
Koskoca 15 yıl birbirimize takılamamış, şakalaşamamışız.
Önceki gün Cebeci Asri Mezarlığında anmak üzere buluştu sevenleri.
Gidemedik maalesef...
Anılarla yetinmek zorunda kaldık.
xxx
Mahmut hocamızı da kaybedeli 13 yıl olmuş.
Anlatmak için sıfat yetmez.
En doğrusu Metin Aksoy'un deyimi galiba:
'Tek Başına Orkestra'...
Okulda bize sinemayı sevdiren, öğreten, öğretmekle kalmayıp yoktan var ettiği Ankara Film Festivali'nde yıllarca kaliteli filmleri izlememizi sağlayan;
TRT'yi kuran, ödülünü kovulmakla alan, buna rağmen küsmeyip bize televizyonculuğu öğretmek için yazan, anlatan öğretmenimiz...
Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin eski Genel Başkanı...
Mahmut Tali Öngören...
Dün, biz bu satırları karalarken dostları Öngören'i anlatıyordu Cumhuriyet Kültür Merkezi'nde...
Ama, Ankara'nın Başkent oluşunun 89'uncu yıldönümünü kutlayan protokolün aklına bile gelmiyordu Öngören'i anmak...
Halbuki, Ankara'yı O'nun sayesinde tanımıştı bir kuşak...
Sovyet yapımı, "Türkiye'nin Kalbi Ankara" filmini O bulup çıkarmış;
Anadolu'da Ankara'yı hiç görmeyen çocuklar O'nun sayesinde sevmişti, siyah beyaz tek kanallı TRT döneminde...
Onlarca sinemacı yetiştirmiş, senaryo tekniklerini öğretmiş, ama öğrencilerinden hiç biri Ankara'yı çekmemişti.
xxx
Ya Kaptan'a ne demeli?
Usta kalem Attila İlhan, ölümünün 7'inci yılında anılırken güçlü bir ses çıkmadı Başkent'ten.
"Ulan Ankara ben senin oğlun değil miyim" demekte haklı mıydı acaba?
Sanki yıllarını Ankara'da geçirmemiş;
Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak ve Fena Halde Leman'ı burada yazmamış gibiydi.
'İyi kalpli üvey ana' yine göstermişti vefasızlığı
Ulan Ankara sana bu yakıştı mı hiç Gazel Ayı'nda?
15 Ekim 2012 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder