13 Mayıs 2012 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI- MAYIS SIKINTISI



MAYIS SIKINTISI

"Kimse bize baharın sıkıntı verdiğini söylememişti.
Öyle kolay bir alışkanlıktı ki baharla yaşama sevincini, umudu bir tutuvermek...
Tıpkı sonbahar denilince aklımıza hüznün düşüvermesi gibi.
Ve buna benzer daha ne çok şeyi hazır kalıplar içinde düşünüp, başka şeylerle özdeşleştirerek çabucak kabul ediveriyorduk!"

xxx

Bu cümleler Nuri Bilge Ceylan'ın filmi için yazılmış;
‘Mayıs Sıkıntısı...'
Bu yıl kışın sert geçmesinden mi;
Cemreleri dört gözle beklememizden mi;
Tam bahar geldi derken yağmurların yeniden başlamasından mı bilinmez ama yıllar sonra sıkıntılı bir ruh hali...
Mayıs sıkıntısı yani...
Bahçede canlanan küçük bir fide;
Kiraz ağacının çiçeği...
Hiç biri içimizdeki umudun yeşermesine yetmedi.
Halbuki soğuktan nefret etmiştik.
Günlerin uzaması, havanın geç kararması da bahara alıştıramadı.
Rüzgarla birlikte kavakların saldığı pamukçuklar, polenler üstüne tuz biber oldu;
Sıkıntıyı artırdıkça artırdı...
Kaçma, kendini dağlara vurma hali ağır basıyor giderek...

xxx

Halbuki Ankara ‘bahar'dı bizim için.
Bozkırın ortasında büyük düşlerimizin yeşerdiği ovaydı.
Grinin de grisiydi ilk ayak bastığımızda;
Umutlarımız vardı...
12 Eylül döneminin karabasan günlerinin bile yok edemediği umutlar...
İnadına bahardı Ankara;
Küçük büyük dertleriyle, kederiyle, sevinciyle, geri dönüşü olmayan bir öykünün baharı...

xxx

O küçük hayat öyküsünde ihanet etmedi Ankara...
Sonbaharı olsa da kışı göstermedi.
Umudun tomurcuklarını dolu vurmadı, dondurmadı.
Ama bu yıl farklı nedense...
Ne geç gelen Nisan yağmurları atıyor Mayıs sıkıntısını;
Ne bir gün ısıtan bir gün üşüten Güneş...

xxx

Belki fazlasıyla alıştırdı tembelliğe Ankara'nın bürokratik düzenli yaşamı.
Kolaydı her baharda yaşama sevincini, umudu bir tutuvermek;
Belediyelerin diktiği çiçeklere;
Bulvarların ortasındaki çimlerden taşan fıskiyelere bakıp baharı karşılamak;
Peyzaj mimarlarının elinden çıkma bahçelerinde o coşkuyu yaşamak.
Emek sarfetmeden, ter dökmeden...
Belki kolaycılığın rehavetinin bir sonucu içimizdeki Mayıs sıkıntısı...

xxx

El atmak gerekiyor galiba doğaya.
Baharın hakkını vermek kısacası...

xxx
Gözlerim fazlasıyla dikkatli bu günlerde yollarda...
Uzaklarda, taşların arasından bir gelincik görünse rahatlayacağım belki de.
Atacağım Mayıs sıkıntısını...
Tıpkı Edip Cansever'in dizelerindeki gibi;
Baktıkca gelincik tarlalarına uzaktan
öyle bir arada güzel
yaşamanın lezzetini
kanımızı tutuşturdukça gün günden
buğusunu saldıkça
bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder