6 Mayıs 2012 Pazar
HABERTÜRK YAZILARI- HAPSOLUNAN AŞKLAR
Hapsolunan aşklar
"Tüm yapıtlarım hapsedilen aşkların öyküsüdür..."
Davetiyenin altında bu cümleler vardı...
Normalde hiç boş durmaz;
Gece uykusunda bile resim düşünür...
İlk fırsatta tuvale döker...
Uzun süredir sesi çıkmıyordu.
Davetiye gelir gelmez soluğu müzede aldım, serginin açılışını bile beklemeden...
Fırçayla yapılmış müzede...
xxx
Kapıdan içeriye girdiğiniz anda Ayaz çarpıyor yüzünüze;
Sımsıcak saran, sizi içine çeken bir Ayaz...
Bir renk curcunası içine buluyorsunuz kendinizi.
Boyalar, enerjiye dönüşüyor tuvallerde.
Alıp götürüyor, içine çekip düşündürüyor, dans etme isteği uyandırıyor...
Dışarıdaki bahar cümbüşü az kalıyor, içerideki havanın yanında.
xxx
Önce tablolardan ve kitaplardan tanıdım Mustafa Ayaz'ı...
Yüz yüze geldiğimde ise karşımda bir öğretmen duruyordu.
Köy Enstitülü bir öğretmen...
Bir an bile boş durmayan;
Ürettiğini de tüketmeyen, paylaşarak çoğaltan bir öğretmen...
xxx
İki yıllık dönemde de boş durmamış sağlık sorunlarıyla boğuşurken
Bir yandan da Müze'nin ve Vakfı'nın bürokratik sorunlarıyla uğraşmış;
Çok sayıda tablo sığdırmış araya...
Kadınlar yine Ayaz kadınları...
Arada yine kendisi...
Dev ‘Curcuna Orkestrası'nın önünde dururken "Dokuz doğurdum" diye anlatıyordu öyküsünü.
xxx
‘Hapsedilen aşkların öyküsü'nün sarhoşluğuyla çıkıyoruz müzeden.
Niyetim bir başka müzeye, Ulucanlar'a geçmek;
‘Hapsetmekle kalmayıp idam edilen aşkların öyküsü'nü yeniden hatırlamak...
Tabutlukları, Hilton'u, 5'inci Koğuş'u dolaşıp,
Acılara yeniden tanık olmak;
Ama zor, çok çok zor yeniden darağacıyla karşılaşmak...
xxx
Yıllar önce Deniz ve Barış'la beraber dolaşmıştık Ulucanlar'ı...
Henüz müze bile değildi.
Sonra bir daha cesaret edemedik o gerçekle yüzleşmeye.
Kimilerinin yaşatmak istediği anılar kimilerinin acısı oluyor.
Ulucanlar Müzesi, 'hatıra' olsun diye cezaevinde yatan tanınmış kişilerin resimlerini kupalara, tişörtlere, çakmaklara basarak satışa sunmuş;
Ama ağabeyi Bora Gezmiş, "Deniz'in inancına saygısızlık" diye tepki gösterince Altındağ Belediyesi, satışı durdurmuştu.
Ardından o meşhur parkanın da ‘marka' olarak tescil ettirilmek üzere olduğunu öğrenmiştik.
‘Deniz Gezmiş' markasıyla satılacaktı.
Biz haberi yazınca ağabeyi harekete geçmişti.
Patent Enstitüsü'nden ‘iyi' haber önceki gün geldi.
Son anda başvuruyu yeniden değerlendirmeye almışlar;
Büyük olasılıkla izin verilmeyecek, parka satışa çıkmayacak.
xxx
Masamda bir simge duruyor.
Ullucanlar'dan alınma.
Üzerinde Nazım Hikmet resmi olan bir çakmak...
Ulucanlar'a gidemedik ama bugün o çakmakla Karşıyaka'da bir sigara yakılacak;
Hapsedilen aşkların anısına...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder