28 Mart 2012 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI- ZAFER GÜNLERİ





ZAFER GÜNLERİ

Mimarlar Odası'nın basın bildirisi Cumartesi günü öğleden sonra düştü faksımıza;
O saatten sonra da aklıma...
Büyükşehir Belediyesi'ne çağrıda bulunuyordu mimarlar;
"Bırakın Ankara nefes alsın"
Konu ‘Zafer Meydanı'

xxx

O akşam yola koyulduk temsilcimiz Muharrem Sarıkaya ile...
Hava kararmış, henüz saatler ileri alınmamış;
Bildik Kızılay kalabalığı...
Zafer Meydanı'na yaklaştıkça şaşkınlığımız daha da arttı.
Doğrusu epeydir ihmal etmişiz.
Ortada ne meydan kalmıştı, ne tarih.

xxx

Başkent'in ilanından kısa süre sonra 1927 yılında planlanmış;
Ortadaki Zafer Anıtı'nı İtalyan Heykel Sanatçısı Pietro Canonica yapmış;
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Lörcher, ardından Jansen planlarında Atatürk Bulvarı üzerinde kent merkezine nefes aldıran meydan olarak tasarlanmış.
Mimarlar Odası, 1960'lı yıllarda Zafer Çarşısı'nın yapılmasını meydanın yeşil dokusunun yok edilmesinin ilk adımı olarak değerlendirmiş.
Biz o günleri görmedik;
Niye yapıldı diye sorgulama gereği de duymadık.
Bizim için buluşmalarımızın adresiydi Zafer...

Xxx

Cumartesi akşamı ağır ağır inerken Zafer Çarşısı'nın merdivenlerinden umduğumuzu bulamayacağımızı biliyorduk.
Ama hayal kırıklığına da hazır değildik.
Ortadaki çay bahçesi çoktan yok olmuştu.
Zaten ‘Zafer Günleri'mizde bizim için lükstü...
Cebimizdeki para orada oturmaya yetmezdi.
Merdivenlerden indiğimizde oraya bakmamak için dalardık hemen karşısındaki galeriye.
Şimdiki gibi belediyelerin kurslarına katılanların değil; sanatçıların sergileri...
Kimi zaman sohbet olanağı bulunca dünyaların bizim olduğu sanatçılar.

xxx

Ardından ver elini kitapçılar...
Toplum Kitapevi tam karşıda;
Remzi İnanç her zamanki yerinde.
Önceleri çekinirdik Aziz Nesin, Hasan Hüseyin gibi yazarları görünce içeriye girmeye.
Sonra attık çekingenliği kitap sorma bahanesiyle;
Ne de olsa gazetecilik öğrencisiydik.
Artık sohbeti bölüp Ahmet Arif'e sorar olmuştuk ‘ikinci kitap ne zaman çıkacak' diye...
Belki alışmıştı büyük şair, sinirlenmez o davudi sesiyle kısa yanıtlar verir asıl bizi konuşturmaya çalışırdı.
Ardından Dost Kitapevi.
Kitap karıştırırken en güzel müzikleri ‘bedava' dinleyebileceğiniz tek mekan.
Sonra ver elini Apo'nun çay ocağı...
Diğer üniversitelerden arkadaşlar da gelmiş.
Ayaküstü saatler süren sohbetler.
Çay ucuz, simit bol, yorulmak yok.

xxx

Bizim bildiğimiz kitapçılar kapanalı yıllar olmuş;
Yerlerinde dersane kitapları.
Apo'nun çay ocağına doğru gitmiyor ayaklarım;
Zaten kepenk indirilmiş.
Bizim için ‘okul' olan Zafer Çarşısı çoktan başkalarının okulu olmuş.
Koşar adım çıkıyoruz çarşıdan.
Adeta kaçıyoruz.

xxx

Üstü daha berbat.
Birkaç yıl önce ‘örnek' diye yapılmıştı taksi durağı.
Şimdi işçiler yıkmaya çalışıyorlardı.
Çevresi beton bloklar...
Zoraki biten çimler çoktan sökülmüş.
Meydan gideli çok olmuş.
Umarız ki ‘Zafer Günleri' yeniden yaşanır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder