
"MAVİ AT"
Nereden aklıma düştü bilmiyorum;
Akşam üzeri telefon açıp sordum;
"Açık mısınız?..."
Nedense ekonomik zorluklara dayanamamış, kapanmış olabileceği kanısına kapıldım.
Epeydir uğrayamadım çünkü.
"Elbette açığız" dedi, ahizenin karşı ucundaki ses...
Ama ortalık neredeyse göz gözü görmüyor;
Kar tipi, rüzgar...
"Hava yine kötü, erken kapatmayı düşünüyorduk. İsterseniz bekleyelim" yanıtını alınca vazgeçtim gitmekten...
xxx
Bu cümleyi ilk kim kurdu, bu sözü ilk kim kullandı bilemiyorum...
Ama kimi zaman düştüğüm ruh hali içinde tekrarlamaktan kaçınamıyorum:
"Çalışmak eğlenceli olsaydı patronlar üste para verir miydi?"
Gerçekçi de olsa doğrusu sağlıklı bir ruh hali değil...
Tam aksine içinde bulunduğumuz çağda çalışmak, insanın içinde yaşadığı topluma ait olma hissini, üretkenliği ve özgüveni sağlayan bir yaşam biçimi artık...
İşte bu gerçekten hareketle açılmıştı o kafe;
'Mavi At'
xxx
Gerçekten çok farklı bir mekan...
Tek bir hedefi var;
"Çalışmak ve topluma kazanmak"...
Çalışanları şizofren.
Sizden bizden farksız...
Çünkü çalışmak ve topluma katılmak rehabilite ediyor.
Çalışınca insan toplumla bağ kurmaya, iletişime ve gündelik yaşamdaki düzene ayak uydurmaya ihtiyaç duyuyor.
xxx
Kafenin adı 70'li yılların başında İtalya'da ruh sağlığı alanında gerçekleşen köklü değişiklikler sırasında yaşanmış bir öyküden geliyor.
Yasa gereği İtalya'daki akıl hastanelerinin kapıları açılıyor.
O güne kadar sadece dışarıya hastaların çamaşırını taşıyan at özgürlüğün simgesi haline geliyor.
Bu atın hastalar ve personel tarafından 2,5 metre büyüklüğünde tahtadan, mavi renkli bir heykeli yapılıyor.
O günden sonra ‘Mavi At' simge haline geliyor...
xxx
Kafenin açılışını üç yıl önce HT Ankara'da duyurduktan sonra ara sıra uğramıştım.
Galiba son günlerde ihmal ettik.
Ne dersiniz, Mavi At'ta buluşup bir çay içebilir miyiz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder