26 Ekim 2010 Salı

HABERTÜRK YAZILARI- VEFA VE VEDA

VEFA VE VEDA

"Ankara'da vefa diye bir semt yoktur; Ankara baştan aşağı bir vefa semtidir"
Tümüyle doğru mudur?...
Bilemem.
Nerede okudum bu cümleyi, bir şaire mi ait anımsamıyorum ama dün Kocatepe Camii'nin avlusunda yine aklıma takıldı.
Baykal ile Bahçeli dün yan yana saf durmuştu;
Eski bir dosta veda ederken en güzel vefa örneğini sergiliyorlardı.
xxx
Belovacıklı soyadı, CHP ile uzaktan yakından ilgisi olanlara tanıdık gelir.
Özellikle 12 Eylül öncesi kuşaklara.
Baba, ‘efsanevi' Ankara İl Başkanıdır.
1975'lerde Genel Başkan tarafından görevden alındığında, "Ne denli haksız olursa olsun partimizin iç sorunudur" diyebilecek kadar siyaseti çıkar için yapmayan bir siyasetçi.
Yeğeni ise Gençlik Kolları Başkanı;
Kürsüde "Güneşin zaptı yakın" diye şiir okuyan bir gençlik önderi.
xxx
Baba Murat Belovacıklı'yı da yakından tanıma fırsatım olmadı;
Oğul Hasan Belovacıklı'yı da.
Her ikisinin öyküsünü de bir başka oğuldan, Mete'den dinledim sık sık.
Aragon'dan okuduğu dizeler arasına sıkıştırırdı, babayı da ağabeyi de.
İkisi de moda deyimle ‘rol modeli' idi yaşamında.
Bir oğulun babasından da ağabeyinden böylesine gururla söz etmesini kıskanırdım belki.
xxx
12 Eylül sonrası, öncesi kadar aktif olmadı siyasette ‘Belovacıklı' soyadı.
Evet, 12 Eylül öncesi kan akıyordu, 12 Eylül'de durdu...
Ama bazı değerler de durmuştu sanki 12 Eylül'de.
O değerleri oğullarına aktarmış ama siyasette bulamayacağını anlayınca uzak kalmıştı sanki.
xxx
Dün Kocatepe'de babasını yolcu ediyordu Mete...
Babasını yitiren her evlat gibi üzgün ama gururlu.
Babadan miras değerleri oğluna aktarmaktan gurur duyan her baba gibi dik;
İçine atamadığı gözyaşlarını siyah güneş gözlükleriyle saklamaya çalışan her evlat gibi üzgün...
xxx
Sadece İl Başkanlığı yapmamıştı Murat Belovacıklı Ankara'da.
Başkent'in bir başka efsane ismi Vedat Dolakay'ın Belediye Başkanlığı döneminde ‘başkanvekilliği' yapmıştı uzun süre.
Ankara'nın her sokağında emeği vardı.
xxx
Siyasette ‘vefa' var mıdır bilmem ama, dün Kocatepe avlusunda bir vefa örneği sergileniyordu.
Siyasetin farklı yüzleri, Ankara siyasetinin 12 Eylül öncesinin ‘efsane' ismi için bir aradaydı.
Eski Genel Başkan Baykal her zamanki gibi Yılmaz Ateş ile gelmişti. Grup toplantısı nedeniyle Kılıçdaroğlu gelememiş; Yardımcısı Gürsel Tekin'i göndermişti. Genel Sekreter Önder Sav aileye başsağlığı diledikten sonra ayrılmıştı. Eşref Erdem de oradaydı.
Eski siyasetçiyi ‘rakip' politikacılar da unutmamıştı; dostluk ön plandaydı.
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, hükümet adına cenaze namazındaydı. MHP Lideri Devlet Bahçeli de kurmaylarıyla birlikte saf tutuyor, tabuta omuz veriyordu.
xxx
Murat Amca bugün Gerze'de toprağa verilirken değerlerini miras bıraktığı Ulaş'ı çok uzakta acı içinde.
Belki de babasının yerine, Ankaralı bir şairin, Akif Kurtuluş'un dizeleriyle seslenmek gerek ona;
"Tren ayrıldı, unutulan bir takvimin son yaprağında
kum saatinde bir 'yitik çocuk' olarak kaldım
zaman'ın dışında yer verilmişti, ne kadar sevsen de
sevgilimin gözlerine bir leke gibi bıraktım sessizliği"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder