8 Temmuz 2012 Pazar
HABERTÜRK YAZILARI- YILANLARIN ÖCÜ
YILANLARIN ÖCÜ...
Acı haber önce Ankara'nın göbeğinden geldi;
Hava Kuvvetleri'nin önünde kaldırım göçtü, bir işçi yer yarıldı içine girdi.
Altından ‘dere' çıktı.
Sonra Samsun'dan;
Yılandıdere öcünü aldı.
xxx
Ankara'nın derelerini iki yıl kadar önce yazmıştık;
‘Kozmik Odası Baskını' sırasında.
Gündem ‘dere'ler olunca hatırladık.
İşte yazı...
Bakalım ne değişmiş
xxx
Cevizlidere...
Kirazlıdere...
Son haftalarda gazete sayfalarını, haber bültenlerini bol bol süsledi bu iki kelime...
Unutulmuş, yeri yurdu bilinmez iki dereyi anlatırken birden bire Cumhuriyet tarihinde ilklere tanıklık etti.
Coğrafi anlamından öte siyasi birer kavrama dönüştü.
Henüz çözülemeyen sırrını da 2010'a miras bıraktı...
Başkent çok da şeffaf değildir aslında.
Çok da uzun olmayan tarihi ile sırlara ev sahipliği yapar.
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir Ankara'da.
Gerçeklerin üstü örtülüdür.
Tıpkı, bir zamanlar tepelerinden ovalarına doğru gürül gürül akan, şimdi sadece semt adı olmaktan öte anlam taşımayan dereleri gibi.
Hangi birini sayalım;
Kavaklıdere, Hoşdere, Dikmen Deresi, Bentderesi, İncesu Deresi, Bülbülderesi, Bademlik Deresi, Kıbrısköyü Deresi, Hacı Kadın Deresi, İncesu Deresi, Çubuk Çayı, Hatip Çayı, Dikmen Deresi, Bayındır Deresi, Kutlugün, Kepir, İğdeli, Macun, Ergazi, Söğütlü, İmrahor, Çayyolu...
Ve çoğumuzun adını 2009'un son haftalarında skandallarla duyduğu Cevizlidere, Kirazlıdere...
Dünyanın belli başlı kentlerinin içinden nehirler geçerken Ankara'da yer altından akar.
Son örneğini Eskişehir'de Porsuk'ta gördüğümüz gibi bütün dünyada çevresine yaşam getiren, canlılık katan dereler, Ankara'da gizliden gizliye süzülür.
Ne taşıdığı, hangi pisliği nereye götürdüğü bilinmez.
Bir zamanların mesire yeri Bentderesi artık sadece genelev semtidir.
Kavaklıdere'de ne kavaktan eser var ne de dereden...
Hoşdere'de ‘hoşluk' gören var mı acaba?
Bülbülderesi'nden bülbül sesi duyan oldu mu hiç?
Var mı, Bademlik deresi, Hacı Kadın Deresi'nin yerini bilen?
İncesu hala ince ince mi akıyor?
"Bir zamanlar köprüler vardı, derelerin üzerinde" diye rivayet ediliyor; Kolej köprüsü, Tuna Köprüsü, Harbiye köprüsü...
Bırakın üzerinden geçeni, bilen, duyan bir Ankaralı var mı?
Yetkili üst düzey askerler dışında sadece bir hakim girebildiği için belki de ‘devlet sırrı'dır kiraz olup olmadığı Kirazlıdere'de;
Cevizlidere'de hiç ceviz ağacı göreniniz oldu mu?
xxx
Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
İnsanlık tarihinin temelidir.
Su hayattır; geçtiği yere can katar.
Kurutulunca yaşam da kurur...
Beton binalara kurban edilen, kentleşme adına yok edilen, yer altına itilen dereler Ankara'da gizliden gizliye akar.
Neleri yok ettiği, hangi pisliği taşıdığı bilinmez,
Tek umut Ankara çayında...
Keçiören Belediyesi, Porsuk örneğini Başkent'te gerçekleştirmeyi planlıyormuş.
Hayali bile güzel.
Darısı diğer derelerinin başına...
Üstü açılsa belki önce pis kokular gelecek.
Ama Başkent Ankara şeffaflığı hak ediyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder