
12 Eylül davası başladı ya...
İçimiz dışımız ‘darbe' oldu.
Her ne kadar Adliye önündeki ‘heyecan' bir günlük olsa da televizyonlardaki yayınlar sürdü gitti;
Herkes 12 Eylül günlerini hatırladı;
Kişisel hesaplaşmaya girildi...
xxx
Biraz da nostaljisi yapıldı...
Davanın görüldüğü 4 Nisan akşamı Mülkiyeliler tıklım tıklımdı.
Neredeyse her masada o günün muhasebesi masaya yatırılıyor, geçmiş günler yad ediliyordu.
Ana tema o günlerin kahramanlıkları olsa da korkular ön plana çıkıyordu.
Nasıl korkulmasın ki...
xxx
O masalardan birinde söz dolaştı geldi bugünlere...
Gazetecisi, dernek başkanı, her eylemin değişmez eylemcisi, yazarı, devlet memuru...
İki kadehten sonra ‘korku'ları anlatmak için korkulacak bir şey kalmamıştı.
İlk sözü kadınlardan biri aldı.
Sosyal bir arkadaş...
Kızılay civarında oturuyor;
Yalnız yaşıyor, ama evinin kapısı dostlarına açık...
Evine gizli kamera yerleştirildiğinden şüphe ediyor.
Kontrol ettirilmiş, bir şey çıkmamış.
Ama ne fayda;
Bonyaya giremediğini, neredeyse dolapta giyindiğini anlatıyor.
xxx
Devlet memuru olan telefonlarının dinlendiğinden emin;
"Sık sık iktidar partisinden tanıdıklarımı arıyorum, onlarla havadan sudan sohbet ediyorum" diyor.
Bir başkası posta kutusunu sık sık kontrol ettiğini, bomba ya da mermi konmasından endişeli olduğunu söylüyor.
Kıdemli gazetecinin anlattıkları ise masayı kahkaha boğuyor:
"Evde pencereden baktım. Kapının önünde bir araba bekliyor. Aradan bir süre geçtikten sonra yeniden baktım araba hala orada. O gün evden çıkmadım. Gece de ayrılmadı.
Ertesi gün biraz daha dikkatle baktım, ekipteki polisleri de tanıyorum. Öğleye doğru dayanamadım indim aşağıya... Arabaya doğru yürüyorum. Beni görünce indi telaşla;
-Abi sen ne arıyorsun burada...
-Eeee benim evim burada.
Şaşkınlığından benimle ilgili olmadığı belli.
-Yaa sen yabancı değilsin, şu yandaki apartmanda ... var, onu takip ediyoruz.
Ben de iyice rahatlamıştım. Ne diyeceğimi bilemedim. Sadece ‘hadi gelin size kebap ısmarlayayım..." diyebildim.
xxx
Dün büroda sohbet ederken adliye muhabirimiz Cemal Doğan anlattı;
Savcılar bile bıkmış suç duyurularından, şikayetlerden...
Neler yok ki;
-Komşum beni dinleyip ihbar ediyor
-Ben ne zaman tuvalete girip sifonu çeksem üst kattaki komşum da sifonu çekip bana mobing uyguluyor
-Kablolu yayın bozulmuştu. Ekip çağırdım, bir alet takıp gittiler. Kamera olmasından şüpheleniyorum.
Bıraksam Cemal daha anlatmaya devam edecekti.
-Yeter, bunaldım.
Doğrusu korktum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder